19 Nisan 2017 Çarşamba

🌼Bir İstanbul Seyahati 🌼 Dolapdere Bit Pazarı &İstiklal

 Binler hatta yüzbinlerce insan var toplanmışlar bir ceviz kabuğuna milyonları oluşturuyorlar her çıktığınız tepede yeni bir beliriyor önünüze her sokak başka bir sokağa açılıyor , çıkmaz sokak yasak yasaklar kural tanımıyor biri tanısa diğeri tanımıyor her yer insan her yer çöp her yer acı ve mutluluk birbirinden o kadar farklı ki bir o kadar da benzer milyonlarca insan bir kabuğun içine sığınmış sanki kaostan kaçmak isterken kendi kaoslarını yaratmış gibiler sabah erken kalkanlar akşam geç yatanlar  sevenler sevişenler yalnızlar kahve içenler içmeyenler , kimilerine veda kimlerine yeni başlangıçlar milyonlarca kişiye milyonlarca ayrım hepsinin ortak yanı sığındıkları tek bir yer burası bir kabuk ,İstanbul .

İlk defa çevrem de  gördüklerim göreceklerimin teminatı olsun istemedim bu sefer , güzel şehir istanbul aşk dolu ama belki yağmurundan hüzünlü geldi bu sefer bana , üstelik bir o kadar eğlenceli ve farklı deneyimleri yaşamışken . Çevrede esen kara çarşafın içinde yok oldu düşüncelerim ve insanların suratlarındaki çaresizlik seçim şarkılarına karıştır bu sefer .
Yazın daha bir eğlenceliydi sanki insanlar daha mutluydu belki o insanlar hala mutludur mutsuz insanların oranlarındaki artış  şehrin görüntüsünü değiştirmiştir. ya da kişi kendisi gibi görür insaları yazın daha mutluydum sanki Kimbilebilir , bilen bilir 3 milyonu kapıda. Neyse .

İstanbul iş için gittim iki üç gün kaldım ilk gittiğim gün ben de kalsın ;) ( kıps)
size önce üçüncü günü  anlatacağım ,

Bit pazarlarına merakımı biliyorsunuz daha önce bahsetmiştim  İzmir Bit Pazarı  gittiğim şehirlerde bit pazarları var mı diye özellikle araştırıyorum çoğunlukla bir şey almıyorum aslında ama  bit pazarları alışverişten öte eğlence benim için bir nevi sosyolojik seyre dalıyor gibiyim . Evinize misafir geldiğinde ayrı odanız vardır her şeyin güzeliğini ona göstermek ona vermek istersiniz hatta bu yüzden ayrı misafir odaları bile yapılır misafir baş taçı edilir  aynı şey şehirler için de vardır şehir dışında gelen insanlar için  şehrin güzel yerleri cazibe merkezi haline getirilir en güzel yerler hep turist akınlarına hazır ve nazır bir şekilde açıktır . 
Açıktır açık olmasına Ama ben  gittiğim evin yaşamını merak ediyorsam kendimi misafir değil o aileden biri hissetmek istiyorsam ne olacak ?  Misafir odasından yaşam odasına geçmek kolaydır  maksimum iki kapı bir koridor geçersiniz peki ya şehirlerde nasıldır , mutlak zengin azınlık çoğunluğun  takıldığı sözde gözde mekanlarda takılmamaktır elbette oralara da gidilmeli  ama sadece o yerlere giderek bir şehri özümseyebilmek  kolay değildir her iki yönü de görülmelidir insan gibidir şehirler keşfettikçe heyecanlanır merak edirsin , keşfettikçe seni içine çeker . Keşfetmek için ben İstanbul'un hem misafir odasına hem de yaşam odasına gitmek istedim , yaşam odası sadece bit pazarı değil tabi ki bu benim için sadece bir başlangıç ..

Şu açıklamayı da yapmalıyım yatak odasına girmem İstanbul'un saygılıyım  ( ya da korkağım mı desem ;) )


İstanbul her semtte farklı bit pazarları var , FeriKöy Bit pazarı ,Dolapdere Bit pazarı  , Maltepe Bit pazarı , Kadıköy Bit pazarı , Küçükpazar Bit pazarı  gib gibi bir çok pazar var  . ve bir çoğu bit pazarlarının vazgeçilmez günü olan pazar günü kuruluyor haliyle vakit te sınırlı olunca insan hangisine gideceğini şaşırıyor

 Ben beşiktaşta kaldığım için feriköye gitmek istedim hem bit pazarı hem antika pazarı olduğu için  fakat  yürürken aniden kendimi dolapdere bit pazarında bulduğum için feriköye gitmedim , hayatın böyle oyunlarını seviyorum . Ve her daim böyle açık kapılar bırakıyorum yaşamımda hata payı diyor terziler ben yaşam payı Diyorum.

Gelelim Dolapdere BitPazarına nasıl gidilir ? Sorusuna ilk defa istanbula gelecekler için yapmanız gereken bir alternatif yolu anlatayım öncelikle otobüsten Alibeyköy 'de inip servisleri kullanıp  herhagi bir metro durağında inip Yeni kapı istikametine   giden bir metroya bindiğinizde Osmanbey durağında inip sol taraftan yokuş aşağı sallanmak olacaktır . çok değil 5-10 yürüdüğünüzde sağ tarafta birer ikişer tezgahlar gözükmeye başlayacak başladığı anda sırt çantanızı önünüzde duracak şekilde taktıktan sonra ilk sokaktan sağa dönüp vira yelken dalıyorsunuz pazara . Çanta olayını özellikle söyledim pazarda bir tezgahta bir kadınla sohbet ederken az önce çantamı açtılar diye uyardı daha önce şu çanta açma olayı Paris te başıma gelmişti adam dibine kadar geliyor bir anda farkedince şoka  giriyorsun hoş duygular  değil  o kadınla konuştuktan sonra biz de çantalara sahip çıkmaya çalıştık yanımdaki arkadaşım anlamıyorum diyor zenginler avm de ya da lüks caddelerde takılıyor bit pazarında zaten fakirler var fakir neden fakiri soyuyor, kapitalizm deniliyor buna dedim ve kapitalizmin karşıt bit pazarında yoluma devam ettim .
Daha önce gittiklerimde bu kadar farklı gelmemişti zira bu pazarda sanırım tek türk bendim epey siyahi ve arap vardı ve satılan şeylerin çoğunluğu kitaptan öte yaşamını idame ettirme yönünde şeylerdi , ne gibi derseniz şöyle
sırasıyla neler var diye sayalım ; Bir adet not defteri , kalemler , oyuncaklar oun yanında avize  onun yanında fenet , hoparlör kablolar , kağıt bardak sol taradta pil onun yannda ayakkabı ve ayakkabının yanında hanım ağa çorbası *-* evet çorba, ayakkabıın yanında çorba satılan bir pazar , hayat dolu süprizler önünüze ne çıkaracağını bilemediğiniz bir yer, 50 krş film cdlerin satıldığı bisiklerin , tost makinelerin bolca sizin vintage diye yüzlerce lira bayıldığınız kıyafetlerin  yer aldığı bir yer

Üzülüyorum şu sağdaki  tabloyu almadığıma  her seferinde illaki böylebir pişamanlık duyuyorum soldaki ablalar da  türkiyenin siyahisi gibiydi sanki doğma büyüme buralı gibi her yönüyle türk insanı anlatılmaz yaşanır .:D


Aradaki ikinci günde ise ,yine arkadaşımla taksimdeydik onunla buluşmadan önce Gezi'ye gittim biraz dolaştım oldukça sakindi ;) daha önce gittiğimde görmediğim  belki de yeni yazılan ya da benim yeni hak verdiğim  bir duvar yazısını gördüm, duvar yazılarını  seviyorum .Virginia nın " yaşam bir rüyadır uyanmak öldürür " yazısını hatırlattı bana , aslıdna her ikisi de doğrudur. yaşam ve rüya iç içedir bu dünyada ..


Arkadaşımla buluştuktan sonra  J'adore a gittik , daha önce gitmemiştim ,altı üstü bir çikolata ne kadar iyi olabilir ki diye düşünüyordum ama kesinlikle öyle değil ilk ağza aldığınız andan itibaren bütün hücreleriniz uyarılıyor gerçekten harika bir lezzet , oranın meşhur oh la la beatrice  inden yana tercihimi kullandım meyve ve keklerin üstüne çikolata eritilmiş mükemmel bir lezzetti

Bu da o günün hatırası olsun diye çektim istiklal caddesinde inerken sağa saptığınızda panayia kilisesinin hemen bitişiğinde zaten muhtemelen dışarda sırayı görünce farkedeceksiniz ( evet sıra vardı hep oluyormuş )  içerisi küçük ama şirin fransızca şarkıları da bir o kadar güzel tadlış bir ambiası olan bir yer özellikle  o doğallığı bozmadan bugünlere getirmeleri oldukça hoşuma gitti.

Ve tabiki tüm görkemiyle  Galata Kulesi, değişmem hiçbir yere ..






...
Son olarak; Unutmayın Kaybolmadan Keşfedemezsiniz Bir Şehri

10 Nisan 2017 Pazartesi

Ayrı'k Otu

Kendime şaşırıyorum halen daha delirmemiş olmama şaşırıyorum bu dünya benlik bir yer değil bu konuda eminim ama bu dünya kime göre bilmiyorum . İnsanlar dünyanın düzeni insan davranışları kimlikleri istekleri tavırları düşünceleri her şey anlamlandırmaya çalıştığım o kadar şey var ki birçoğu yaşanılmadan biten bazısı yaşanılığ tüketilen..

Başka bir yaşanılabilir dünya var mı bilmiyorum ama Bu kadar eşitsizliğin olduğu başka bir dünyanın olmadığına eminim . Bu kadar büyük farkların içerisinde delirmeden her gün hayatın rutinleri içerisinde hayata kendini bırakabilmek mükemmel his olmalı. Bilmiyorum ben bırakamıyorum

Bir günde ; 

Etiler-dolapdere- nişantaşı- taksim - tarlabaşı- kadıköy- eminönü - beşiktaş 

Turlamanın bilançosu ağırdı. Diğer iki günü saymıyorum saysam neyse ,

Anlatacağım.

5 Nisan 2017 Çarşamba

İst > Ank

(The Irrepressibles - In This Shirt /Röyksopp Remix/ )

Perdeler açılır kapanır insanlar gelir geçer hayatlarımızdan kimisi nokta kadar yer kaplamazken kimisi bir paragraf oluverir aniden farketmeden kimisi tükenmez kalemle yazılmıştır silinmez kimisi kurşun yıllar geçtikçe ne kadar itina göstersen de silinen

Perde açılır müzik başlar dansçı kızlar  sahnenin bir ucundan bir ucuna arşınlar ortadaki figürü görmez bir çok seyirci gören gözler ise görmemezlikten gelir bir ifade bir tepki bir bakış arar çoğu zaman figüran nokta kadar yer etmez seyircinin hayatında öyledir çünkü figürandır o başroller kapılı,kapalı kapı kapılı

İnsanlığın ortak sorunu bu her şeye çok anlam yükleriz dansa müziğe insanın kendisine kapanınca perde bizim için bitecek olan bir gösteri gibidir halbuki hayatta birinin figüranı bir diğerinin baş rolü olur. Kimisi alır kalemi kendisi yazar paragrafını kimisi bekler durur bir nokta için
İyi ya da kötü perde kapanır mühim olan perde kapanmadan müzik susmadan dansçılar durmadan sahneyi görebilmek sahneyi yaşabilmektir.


Tekrara düşen her şey gibi Ankara'nın da anlatılası yanı yok size İstanbul'u anlatacağım yeniden .



*İstanbulda olan için  ben şöyle bir aktivitelere göz gezdirdim 8 Nisanda  apocalyptica ve mor ve ötesi konseri var gitmek isterseniz,
1 nisanda da the black heart procession konseri vardı gidemedim sonraa  profesyonele bilet yine bulamadım ,başka bahara kaldı

3 Nisan 2017 Pazartesi

sea on the sky

Boş bir kıyıda bekleşip duran gemiler gibi bekleşir durur yüreğimiz üç atış beş atış sonrası güvenli liman bulma umuduyla veya ümidiyle yola çıkar bütün gemiler biraz kendinden emin biraz da mağrur üç beş adım sonra .. kaçıncı kez dinlenir bir şarkı aynı plak kaç kez döner bir gramafonda bir iki üç beş sayısı unutulur gemiler hep gider plak hep çalar insanlar hep büyür bazen ölür  
gelin size bir hikaye anlatayım büyümek istemeyen bir çocuğun hikayesi veya büyüyüp de küçülmeye çalışan birinin bir şeftali bin şeftali misali farkettim ki o kadar zor değilmiş bu oyunda kazanmak biraz mağrur olmak gerekiyormuş zeytin gibi ne tatlı ne acı hafif ekşimsi ve tuzlu ama bir o kadar zevkine dem vurmalıymış 

işte gidiyor bir adam bir elinde dün aldığı plaklar diğer elinde dünden kalma ekmeğiyle sarmaştıracağı bir avuç zeytin çıkını son gemiye binip gitme bütün umudu gittiği yerde büyüme bütün umudu anlatacak yeni hikayeler lazım çünkü ona yaşlandığında söyleyeceği yeni şarkılar öğrenmeli yeni limanlara yelken açmalı açılan yelkenlilere binmeli , sigarayı bırakmalı mesela belki ıslık çalmasını öğrenmeli gittiği yerler orada kalmalı unutursam diye üzülmemeli.

Bir adam bir gemi ve denize düşen zeytin çekirdekleri  balıklara selam veren dalgalar ve geride bırakılıp denize karışan her bir köpük ..




 
(Dirty three - sea above sky below)

18 Mart 2017 Cumartesi

hayır henüz delirmedim*3


Küçük dünyalar sunar yaşam bize , birbiriyle iç içe geçmiş milyonlarca dünya bir arada yaşam ya çalışır bir komün içinde birbiriyle aynı şeye ihtiyaç duyan varlıklardan öte değiliz hepimiz sevmek ve sevilmek istiyoruz hepimizin ortak gayesi mutlu olabilmek , bir hedef veriliyor daha doğduğumuz andan itibaren o hedefin sonunda ödül olarak zevk sefa veriliyor bize  mutluluk olarak yansıyor bütün bunlar ah ne kolay küçük şeylerden mutlu olabilmek ve ne kadar zor küçük yaşamlar içerisinde sıkışık kalmışken bir ileriye gidebilmek , değişmeyen sabit değerler var birbirine benzeyen milyonlarca şey dünya bir simülasyondan ibaret buna inanıyorum elimde kanıtım yok diğer inandığım şey ise şuan ki mevcut duruma yönelik akıl yürütecek kadar zeki olamayışımız , hani diyorlar ki nesiller geçtikçe hımbıllaşıyor diye , hımbıllığını bilemem ama geçen okuduğum makaleye göre yıllar geçtikçe insanoğlunun zekası artıyor artan bu zeka malesef hala hayatı anlamlandırmaya yetmiyor , neden  fiziksel sabit rakamların ötesine çıkamıyoruz fiziksel sabit , vakit geçtikçe çürüyen meyve gibi insan beyni yıllar geçtikçe soruları içerisinde cevaplar aramaya çalışırken kokuşuyor kendi gözünde dünya olan güzelliyle etkilemeye çalışsa da sabit değişmezlerin varlığı insanın her şeyden soğumasına yeterli geliyor ,hepimiz tutsağız aslında bu dünya ne kadar milyonlarca küçük dünya olsa da  hiçbir şey yapmadan ölümü bekleyen bir insan bile olsak hayat olabildiğine çekilmezliğiyle yine gülümseyecektir. tatlı acı .. Dünyayı kötülemiyorum kimine göre cennet kimine göre cehennemdir dünya orası şahsidir ama şu bir gerçek................... 
 .
.
.
.
.
.
 ( Herkesin gerçekliği kendine burayı ben dolduramam. )

Herkese İyi hafta sonları olsun. 





Gelecek yazısına geçmiş şarkıları ekliyorum. Çünkü birinin geleceği diğerinin geçmişi olabilir..

13 Mart 2017 Pazartesi

İ'm From Aegean

( Layla - Derek and the Dominos )

Sıcak bir yaz günü en az havası kadar sıcak bir yerde doğdum , öyle çok sevmiş olmalıyım ki  uzun süreli olarak çok da fazla uzaklaşamadım bu cennetten kopma yerden buraya gelenle çoktan bilmiştir neresini kastettiğimi , tabi ki caaaağnım EGE 'mden bahsediyorum . Bazı yerler vardır abartılır aman şöyle güzel böyle ihtişamlı falan filan ama Egenin buna ihtiyaacı yok en basitinden düşünmek gerekirse , Ege bu kadar havadar olmasaydı sizce ilk çağlardan beri birçok önemli şeyin merkezi olur muydu ? Hayır hayır egen tarihine girmeyeceğim illa ki isteyen merak eden varsa vikiden öğrenebilir.

Ben daha çok işin doğasındayım özündeyim zaten doğayı çok sevmemin birinci etkeni de Ege bölgesinin o muhteşem doğasıdır ne  karadeniz gibi hırçındır ne  doğuanadolu gibi sert bölgeleri kıyasalamaya girmeyeceğim onun yerine size Egenin yağmurun Egenin dağından Egenin sofrasından bahsederim zaten  yeterince kutuplaşıyoruz artıdan benim gelip burada şu şöyledir bu böyledir demem ukalalık ötesi olur hayat bu tür şeyler için kısa kuşların uçması için uzundur ;)

Geçen hafta yine tatlı bir doğa gezisindeydim , bahar geldi ya beni tutabilene aşk olsun , hem cinslerime nazaran dükkan dükkan mağaza mağaza dolaşıp sezon sonu ürünlerini kovalamam gerekirken bu  doğa aşkı nereden geliyor bilmiyorum ama kendimi bir dağın tepesinde doğa manzarası (dikkat şehir değil) seyrederken bulduğum andaki mutluluk ve huzur başka hiçbir şey de yok kendi özüme dönmüş gibi kendi yerimi bulmuş gibi bütün o hayatı meşgul edip canımız  sıkılmasın diye uydurulan her şeyden uzakta öyle bir duygu ki bu ilk insanın da şimdikilerin de hissedebileceği yalınlıkta ve durulukta

Abartmadan yaşamalı insan olduğu gibi elindekilerle yetinmeli yetinemiyorsa da üretmeli yetirmeye çalışmalı "trekking yapacağım yea" deyip de trekking botudur trekking pantalonudur , halatı  ipi  gözlüğü vs şeyleri alıp  alıp instagram yürüyüşçülerinden olmamalı olan vardır saygı duyuyorum ama onların benim hissettiğim şeyi hissedebileceklerini sanmıyorum. Her neyse

Asıl konuya girmeden size sıradan bir Ege ailesinin yemeğini  söylemek istiyorum bağlantıyı sonrasında anlayacaksınız ,

sıradan bir akşam yemeği ;
-zeytinyağlı ıspanak yemeği
-pırasa yemeği
-kereviz salatası
-pancar turşusu
- yanında turp/roka/tere
- tatlı olarak ise  kabak tatlısı

itiraf etmeliyim ki üniversiteye kadar herkesin bu tarz beslendiğini sanıyordum :) ne zaman Anadolunun farklı bölgelerinden insanlarla tanıştım " sofradan et olmadan doymamcılar" , "makarna pilav olmadan asla diyenler "  ile o zaman aslında    farklı olanın bizler olduğunu anladım. otçul ismi anlam buldu gerçekten de doğa bizim hyatımızın merkezinde soframızda işimizde sevincimizde ve üzüntümüzde belki de buna sebep 12 ay boyunca doğa bize hiçbir zaman ne fazla serrt - soğuk ne de aşırı sıcak davranmıyor oluşundandır bu yüzden her daim sadıktı herkes her şey bitse Doğanın Ege'ye , Ege 'nin Doğaya aşkı bitmezdi belki ondan bilinmez

Biz de tüm bunları temel alarak haftasonu yürüyüşlerinden biri gerçekleştirdik hem de ölünce  doğaya bedenlerimizle ödeyeceğimiz nimetlerinden faydalanmak istedik gittiğimiz yer ormanlık dik yamaçlı  ama diğerlerine nazaran kayalık yoktu daha önce gitmiştik ama zirveyi zorlamamıştık bu sefer zirveye kadar tırmandım (M ,evet ) yanımdakiler bana nazaran daha çok nimet kısmına odaklanmışlardı 

Öyle bir şey ki bu geçireceğimiz bir kaç hafta her açıdan güzel doğa  tüm verimiyle birlikte uyanıyor , Mantarlar , Ekşimecik, sizin kuş konmaz diye bildiğiniz yerel olarak armaşık tirkenbuçuk , kedirgen , eniş diye adlandırılan mükemmel bir tadı olan otlar için bu mevsim bu havaalar tam idealdir .
İşin mantar kısmına girmek istemiyırum biraz hassas uzmanlık konusu farkındayım ben daha çok bana eriğe giriş ders 1 tadında ekşimecik ve sarmaşıklarla ilgileniyorum :)

Ekşimecik şöyle bir şey oluyor baktığınızda tereye benzetiyorsunuz ama tadı adı üstünde ekşi ve sapları kırmızı oluyor ister salatalara ister doğrudan yiyin mağrur tadı bir şahane her yörede biliniyor mu bilmiyorum o yüzden bu açıklamalaırm


Sarmaşık da böyle bir şey oluyor bol zeytinyağ ve yumurta ile kavurması yapılır yeme de yanın da yat şimdi bile canım çekti bak

Sadece bu yönü değil tabi bir yönü var ki onu değil türkiyede dünyada bile çok özel kılıyor, tarihsel anlamda bulunmaz bir geçmişi var dolayıısyla aniden karşınıza tarih eseri çıkabiliyor , hatta yerli halk o kadar alışmış ki buna günlük yaşamında eski güğüm ve taşların değerini fark etmeden duvar örenler  veya değerini bilip de   para göüzünü bürümüş tipler için tarihi eseri zarar vermek pahasına define avcılığına kalkışanların sayısı hiç de az değil , hal böyle olunca her yürüyüşt eserlere rastlayabiliyoruz aşağıda mesela tam bir mozaik olmuş ,




henüz adam akıllı bir kazı çalışması yapılmadı buralara turizm bakanı o malum sarı tabelalarından birini asmakla yetinmiş  köylüler için zeytin daha değerli olsa gerek eserin üstünde ağaç dikmişler hayır ağlamıyorum gözüme zeytin yağı kaçtı yoksa zeytin yağı değil de çam sakızı mı kaçtı kaçabilir neden olmasın böyle görüntüler olduğu sürece doğayı böylesine katlettikten sonra neden olmasın üstelik oldukça da  tehlikeli çam  sakızı  için bir tarafı kesilen ağacın hadi yaşama oranı var diyelim peki ya devrilme ihtimaline ne diyeceğiz, yorum yok .

Ellerime batan dikenlere rağmen güzeldi topraktan kaymama rağmen güzeldi dünya üzerindeki milyonlarca küçük dünyanın varlığını bana tekrardan hatırlattığı için, aslında ne denli küçük olduğumuzu anlattığı için güzeldi güzeldir  bütün insanlardan daha güzeldir hep her zaman her daim

11 Mart 2017 Cumartesi

ASMO 15/ 16/17/18/19/20

Hayat bize bahşedilmiş bir ödüldür her anı ayrı değerli ve kıymetlidir . Bundan olsa gerek olabildiğince doyasıya yaşamak yaşadığım hiçbir şeyi yarım bırakmak istemiyorum. Bu yüzden challenge devam ;)

 (J.A.D - Solar Angels)

15.     Almış olduğun en saçma teklif?
 Bir önceki iş teklifim.Öyle ki üniversite okumaya gerek bile olmayan bir iş teklifiydi kabul etmiş bir süre çalışmıştım. Makamlar unvanlar isimlerden önce gelmeli diye düşünüyorum bu teklifi kabul etmeme sebep bu fikrim 
 
16.     Kendini çok değerli hissettiğin bir an var mı?

Bu soru biraz garip çünkü bana göre bir insan önce kendini sevmeli ve değer vermeli ki başkalarını sevip değer verebilirsin birbirine bağlı parametreler bunlar
 

17.     Annenden ve babandan ne öğrendin?

Demokrasiyi . Başkalarının fikirlerine saygı duymayı


18.     Hangisi daha olası; cadı, vampir, kurt adam? Ve tabii ki neden?

Kurt adam daha olası , insanlar berbat bir mahlukat  bir köpeğin insan tarafından  tecavüzü sonrası kurt adam meydana gelmiş  ve o adamdan (yani babasından) intikam alabilmek için kendini geliştirmiş olabilir . Yahu ne hayal gücü var sen de mariposa demeyin hayal gücü değil bunlar olası gerçekler .

+18 
https://eksisozluk.com/barinaktan-kopek-sahiplenip-tecavuz-etmek--52427 (üstelik planlı)
https://eksisozluk.com/kopege-tecavuz-eden-zihniyet--280166
https://eksisozluk.com/kagithanedeki-kopek-tecavuzu--4646621
https://eksisozluk.com/izmirde-yuklu-kopege-tecavuz-rezilligi--2358039


İnsan ile hayvan farklıdır doğru. Utanıyorum böyle bir türe ait olmaktan sanıyorum insanlık ,bir önceki yaşamlarında yaptıklaırnın cezalarını çekmeleri için lanetlenmiş bir türün ceza görmesi şekli


19.     Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı bir daire mi?
Minimalist akımdan etkilenmiş biri olarak bana manzara olsun yeter , eşyalar gelip geçicidir bu dünya gibi asıl olan o güzelliklerin farkına varabilmek güzellikleri hissetmek yaşamaktır.

 
20.     Hayat sana ne öğretti?  
Bu soruya Gabriel Garcia Marquez 'in sözüyle cevaplamak istiyorum.                    
                                     " Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...