5 Eylül 2017 Salı

İstanbul Kırmızısı

ilk fragmanı yayınlandığı günden beri heyecanla beklediğim bir sebepten geç izleyebildiğim yegane film.gerek yönetmeniyle gerekse oyuncu kadrosuyla bence unutulmazlar arasında yerini aldı.
İnternette yorumlara hızlıca göz gezdirdiğimde birçoğu filmi özümsemek yerine çözümlemeyi denemiş ama salt' şu şudur bu da budur tamam bitti ' denilecek bir film değil.


eğer  ferzan özpetek filmlerini daha önce izlemişseniz sizi çok farklı bir atmosfer beklemiyor onu bilmelisiniz ancak filmdeki bölümler arasında geçişlerde özpeteğin 'güzel ülkeme bakın' sekansı farklı bir tat katmış ,otobüsüyle vapuruyla ezanıyla simidiyle galatasıyla istanbulun silüetiyle bütünleştirmiş adeta filmi .
bu açıdan baktığımızda filmin ilk yarısına kadar yurtdışı bağlantısını da düşündüğümüzde güzel bir reklam olacağını düşünmüştüm ama ikinci yarısında 2016 yılının laneti hendek operasyonu ve 15 temmuz darbe teşebbüsünün etkilerinin film içerisinde izleyiciyi rahatsız etmeden kıyıları dolaşarak harmanlamış .
can alıcı noktalarına gelirsek


oğuz:
-istanbul is a total slut ! she doesn't turn anyone down
-i 've never trust people who dont have bad habits.

deniz:
neval , we'ii never pan
farewells are for those who love with their eyes , those who love with their hearts never parts ( bu alıntı aslen mevlanaya aittir )

süreyya hanım:

i dont know your story but know pain. pain either alineates people or binds them together forever.

deniz &orhan
-if you live in the past , you miss out present.
 

filmi beğenmeyip fazla kasıntı bulanlar için iki ihtimal var birincisi feran özpetek filmi ilk defa izliyordur ikincisi dikkatli izleyememiştir. duygu yoksunu eksik olduğunu söyleyenler için 
şu resme baktıklarında final sekansını da anlayamıyorlardır . hiçbiri tesadüf dur şurdan çekersem sanatsal olur diyerek düşünülmüş değil üçlü ilikilerin döner kapı misali birbirini takip ettiğini anlayabilmektir mühim olan orhan'ın yusuf'un mu yoksa neval in mi peşinden gideceğini düşünmek değil

Filmi izlemeden önce özellikle gaye su akyol un o baya ses getiren şarkısını dinlemek istememişti iyi ki dinlememişim o etki bozulsun istemezdim gerçekten çok ayrı bir tad katmış müzikleri , geçen gün bir röportajında akyol müziğinizi nasıl tanımlarsınız demiş "türk sanat rock "ı olarak tanımlıyorum demiş gerçekten bence de öyle, şarkısı da şu oluyor

Kendi Saçını kesmek / Saçım Saçın Olsun Kampanyası

niye bu kadar çok abartıldığını anlayamadığım eylem , kuaförlük denen meslek zaten tarih olarak çok geçmişe dayanmamakta hatta geçmiş dönemlerde lüks olarak görülmekteyken ne diye günümüz çağında bu kadar zor imkansız bir algı haline getirildiğine anlam verememekteyim .
hiçbir mesleği aşağılamamakla birlikte hayat meselesi olan sağlık konusunda herkesin doktor , özgürlük ( ki dolaylı olarak yine hayat) konusunda herkesin avukat olduğu bir ülkede maksimum bir kaç hafta içerisinde çözümü olabilecek( kökü sizde) konuda herkesin kuaför kesilmemesi oldukça ilginç .

bu kadar sözün üstüne merak edenler için youtube da bir çok saç kesimi anlatan video bulunmakta




türkçe :

korkmayın kesin , en kötü ne olabilir ki zaten her türlü sevmediğimiz şekilde kesilmiyor mu bu saç en azından ben ettim ben buldum dersiniz.denemeden bilemezsiniz.



Kendi saçınızı kestikten sonra ise benim gibi kesilen saçan uzun ise (30 cmden fazla )  saçlarınızı çöpe atmak yerine bağış yapın. Lösev kabul etmiyor ama saçın saçım olsun kampanyası ile bir çok kemoterapi alan kadınlarımzın yüzünü güldürebilirsiniz katılmak isteyen içi saçım saçın olsun


13 Ağustos 2017 Pazar

Tereddüt / Arctangent Müzik Festivali

-Tereddüt

altın portakal ödüllerinden beri (portakalı soymuşlardı sanki ) izlemeyi düşündüğüm bi ara unuttuğum bugün  ecem uzun sayesinde tekrar hatırlayım izlediğim film .
 7-8 yıldır yakın takip ettiğim altın portakal film festivallerinin içerisinde iddia ediyorum en çok etkilendiklerimden biri bunda oyuncu seçiminin etkisi olduğu gibi çekim tekniği boğucu olmayan bir sanatsallık doğallık karışımının da etkisi yadsınamaz en iyi yönetmen ödülünü   yeşim ustaoğlu alamamış olmaması da üzücü ustaoğlunun özellikle  pandoranın kutusu  filmini izleyenler tereddüt filmini de seveceklerdir .

film hakkında sormak istediğim aklıma takılan sorular ise , film çekimlerinin nerede geçtiği ? psikiyatristlerin gerçekten tedavi yöntemi olarak filmdeki tadansı kullanıp kullanmadıkları?





-Arctangent-

bilimsel olarak arctangent sayısal kuvvet, ters çarpan ile ters fonksiyon arasında bir karmaşa meydana getirir buradan esinlenilmiş olsa gerek ki post rock ın o dipsiz kuyularına yolculuk ettirerek kafalardaki karmaşıklığı çözmeyi amaç edinmiş bir festivaldir .sadece post rock değil math-rock, noise-rock, alt-rock türlerini de içinde barındır her sene line-up görenleri şaşırtıyor zira bu denli deep-rock gruplarını barındıran bir eşi benzeri bir festival yoktur .geçen seneden farklı olarak bu sene   godspeed you black emperor ve yndi halda yi line up barındırmasa da yine harika isimlerle muhteşem müzik şölenini dinleyicilere sunacağından kuşkum yok , özellikle russian circles, this will destroy you, lıte, mono, 65daysofstatic god is astronaut ,lost in kiev . dinlemek isterdim .festival bu sene 17-19 ağustosta bilet fiyatları günlük £50


Şimdilik uzak bir hayal olduğu için festivale özel sadece bir liste yapabildim.

26 Temmuz 2017 Çarşamba

Bir garip Ahenk ; festivaller

bir başka dünya benimkisi bir kabulleniş dünyası aslında .. kabullenince her şey ibir savunma kabuğu çevreliyor etrafınızı , savunma mekanizması da diyebilirsiniz buna farketmez .bugün farkettim aynı anda iki yerde olmam gerekiyordu bi anda sıkışıp kaldım üstleik çoğu gün boşken bugün bu kadar yoğun olması akıl işi değildi nefes aldım ve geç kalsam da hiçbir şey olmaz hayat bir oyun sahnesi ne kaybedersin ki tek ayaklı tabureden düşmek insanı ne kadar korkutabilir  şuan olduğun yerden ne kadar düşebilirsin dedim. koltuğa daha bir yerleşerek o korkunç sıcakta işimin bitmesini bekledim. Beklentilerim beklemekten ibaret artık umutsuz olduğum için değil hayır kesinlikle değil bir anlam ifade etmiyor en kötü ne olabilir sorusu aklıma geliyor varsın olsun şu dünya denen açık hava hapishanesinde ne kadar yaşayacağız ki ?  Dünya güzel insanlar kötü insan düzeni kötü ..

olmasını istemediğim tesadüflerle dolu dünya ve gizemle gizemler artık heyecenalandırmıyor yaş geçtikçe enerjikliğini kaybediyor asanırım insan enerjik demişken geçtiğimiz günlerde kuşadası müzik festivali vardı gidemedim.

Gitmek isteyenler için nilifür müzik festivali  ile   bodrum müzik festival  ve son olarak zeytinli rock festivali linklerini bırakayım

son olarak muhtemelen daha önce dinlemediğiniz david bowie in hero şarkısının bir versiyonunu atayım

18 Temmuz 2017 Salı

Büyüklere Masallar

Biliyorum bunları görünce çok sevinecek önce yüzünde bir şaşkınlık olacak sonra hafiften bir gülümseme tüm yüzüne yayılacak sonra bir endişe acaba  neden diye ama sonra hemen dağılacak
Biliyorum çok sevecek bu çiçekleri önce neden papatya almadı ki diye düşünecek ama sonra güllerin al rengine vurulacak sayacak tek tek 11 mi diye yoklayacak buketi yoklarken farkedecek buketteki süslemeleri uğur böceğini ve notu ..
Biliyorm çok etkilenecek bu nottan belki tekrar aşık olacak notu okudukça gözlerindeki gülümseme biraz hüzne verecek kendini belki bir iki damla o da tuzu karabiberi olur buketin varsın olsun
sonra gülecek ve bana bir imza atıp  teşekkür edecek
ben ,
çiçekçide çalışan yalnız biriyim..


17 Temmuz 2017 Pazartesi

Kızartılmış Yeşil Domatesler

Sıkıcı bir pazar günü yapacak tonla işiniz ama hiçbirini yapmak istemiyor olabilir ya da tam tersi yapacak hiçbir işiniz oalbilir çocukluktan kalma pazar sıkıcılığı içinizi bunaltmış gününüzü güzelleştirme adına bir şeyler yapmak isteyebilirsiniz işte tam o anda size bi film önerim var

"Fried Green Tomatoes"

 sıcacık sevgi dolu bir o kadar eğlenceli ve hüzünlü bir film 
Kısaca anlatmam gerekirse film fannie flagg'in "fried green tomatoes at the whistle stop cafe" adli   kitabindan uyarlanmis uyarlama ne kadar başarılı olmuş üzerinde yorum yapamayacağım zira kitabı okumadım ama iki farklı zamanda geçiyor olması beni oldukça etkiledi ,ilk olarak huzurevinde kalan Niny ile  ev hanımı olan evelyn 'nin  tesadüf eseri tanışmasıyle başlıyor niny'nin kendi gençlik zamanlarından gelen bir hikayeyi anlatmasıyle ikinci zamana geçiş yapılıyor .ikinci zamanda iki kadının mücadele ruhunu ve  vazgeçilmezliğiyle    biraz da siyah-beyaz  karşıtlığına dem vuruyor.  İki saati aşkın bir film ama kesinlikle kendini farkettirmeden akıp geçiyor. Spoiler vermemek  adına fazla yorum yapmıyorum ama izleyenler veya izlemeyip izledikten sonra okumak isteyenler için sizlere ekşiden şu entaaariyi paylaşıyorum. Çok iyi bir şekilde filmi özetlemiş  .




Tamam itiraf ediyorum film izleidkten bir müddet sonra bende de durduk yere TOWANDAAA diye bağırma isteği oldu oluyor hala oluyor tutamıyoruz amazon kadınlarının ruhu burada canlanıyor uhuuuu izlemeyen kalmasın ..

Şu aralar film yazılarına yöneldim bir sonrakiiii yerli yapım  🔜 Tereddüt


(Doğrudur yazıyı pazar başlayıp pazartesi bitirdim , neden ama ? Pazartesine anlam katmak için pazar'ertesi pazardan kalıntılar bırakması lazım ki anlamını bulsun sevgileer ..)

13 Temmuz 2017 Perşembe

Jim Jarmusch// Paterson

Küçük bir kutunun içinde her gün aynı yemeği yiyip aynı suyu içeğinizi ve hiçbir şey yapmayacağınızı söylesem ne yapardınız ? Şüphesiz hepiniz korku dolu gözlerle bana bakar kabul etmezdiniz ama farkında olmadan sizi o kutunun içine hapsetsem ne yapardınız yaşamaya devam ederdiniz çünkü kabul etmekten başka çareniz olmazdı ..

Hepimiz bir kutunun içindeyiz kimilerin kutuları büyük kimilerinin küçük ortak paydamız hepimiz bir şekilde o kutunun içinde yaladığımız anlardan "zevk almaya " çalışıyor oluşumuş .

Evet en son filminde bana göre bunu anlatmaya çalıştı  Jim Jarmush , şiirin modernize olmuş halini senaryo ile nasıl harmanalabileceğini göstermiş bir kibrit çöpünden nasıl büyük bir aşk şiirinin çıkabileceğini ufak bir kıvılcımın nelere mal olabileceğini naif  ve sade bir şekilde izleyiciye göstermiş  .

"Paterson " Son filminin adı Jim Jarmusch 'un  sıradan bir çiftin sıradan bir amerika şehrindeki hayatını  akvaryumdaki balık misali anlatıyor .  Jarmusch severleri oldukça heyecanlandırdı son filmi ben ise ancak izleyebilip yazabildim başrolde Adam Driver  bir otobüs şöforü canlandırıyor onun eşi rolünde ise daha önce iranlı güzel aktris  Gülşifte Ferahani var , filmde en çok hoşuma giden ve yakın bulduğum karakter buydu aslında gördüğü her şeyi boyamaya çalışı deneysel yemekler yapıyordu biraz maymun iştahlıydı ama olsun oldukça eğlenceli bir karakterdi 

Jim Jarmusch  malunuz  olduğu üzere amerikanın bağımsız sinemacılarından coffe and cigarrette filmiyle palma dor'e büyük ödülünü kazanmıştı Cannes 'te seveni  sayanı ayrıdır o yüzde spoiler vermek istemiyorum ama diğer filmleriyle biraz  farklı olduğunu söyleyebilirim ne müziklerini Tom Waits yaptı (tom waits ile bütünleştirmiştim halbusem ) ne neil young ne ıggy pop vardı ne de siyah beyazdı ama güzeldi güzel zamanınızı ayırın ve bu filmi izleyin zaman demişken  ; 

“bize küçükken üç boyut olduğu öğretildi; uzunluk, genişlik ve derinlik... sonra, dördüncü bir boyut daha olduğunu öğrendik; zaman.”


12 Haziran 2017 Pazartesi

Eski Roger Waters 'ın Yeni Albümü


Değişimi kabullenmek insanoğluna her daim çok zor gelmiştir bu değişim her ne alan da olursa olsub zorluğu konusunda kanıksamaz bir gerçek vardır . Müzikte de bu geçerlidir her gün bir yeni grup ekleniyor bu camiayı ve eskiler unutuluyor veya dağılıyor bir çoğu bir insan ömrü kadar bile dayanamıyor  dayanabilenler yok değil  ama onlar yılların vazgeçilmezleri olup efsaneleşiyorlar .. Pink Floyd mesela  köydeki mehmet ağa bilebilir kesin bilir diyemiyorum zira burası türkiye geçen ülkemiz popüler kültürüyle zehirlenmiş pop kolik gençlerinden birisiyle müzik muhabbeti çevireyim dedim   demez olaydım  , olayı aynen aktarıyorum .

(Bahsi geçen kişi tüm gün pop şarkılar çalmaktadır sonra bir an heyecanla)
X: Yeni şarkısıı çıkmışşş
B: Albümü çıktı albümü
X: Yok ya single sanırım tek şarkı baksana
B : İsmail YK !! 
X :  Evet sen ne sandın , hep rock mı dinleyeceğiz (Gülşen ne zamandır rock ?!!)
B : Hep rock olmasa da jazz dinleyebilirsin mesela pink freud var tavsiye ederim
X : Hııı biliyorum ben onları ya biraz şeey onlar ,herkes dinliyor di mi  ondan dinlemiyorum
B: *_o hmm peki .

Kahramanımız sefer rock ile jazzı  karıştırmakla birlikte bu sefer Pink Floyd ile Pink Freud'u   da karıştırdı
Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp ama gençlerimiz nedense kabul etmiyorlar olsun  Roger Waters 'ın yeni albümünü beklerken ismail yk ile sarsılmam yetmiyormuş gibi bir de pinkler 'i karıştıran bu insanlarla mücadele etmeye devam edeceğim müzik evrensel müziksiz olmaz güzel melodiler herkesin hakkı o yüzden sizlerle de güzel bir albümü paylaşmak istiyorum bazılarınız eminim şimdiden dinlemiş favorilerini belirlemiştir  .   ♫

Roger Waters en son 1992 de amused to death isimli bireysel bir albüm yapmıştı uzun bir aradan sonra yine "is this the life we really want" isimli albümü yapması sevenlerini eminim çok sevindirmiştir kimileri yenilik yok demişler vicdansız mısınız acaba öyle yorumlar yapıyorsunuz ya da albümün hepsini dinlemediniz yapabilecekleri dönem olarak devrimi yapmışlar daha ne değişimi istiyorsunuz adam bir anda elektro müziğe mi geçsin yoksa rock yapıyorum diye araya kemençe mi atsın nedir yani bu değil ki albüme bayıldım mı  hayır ama yine de güzel bir albüm olmuş özelliklle bunlar dinlenmeli ;

bird in a gale 'i aman dikkat biraz hızlı bir başlangıç var dinlerken bir an ne oluyor yahu dedim şaşırdım
picture that olmuş . radio kaos a biraz selam çakıyor evet ama yine de olmuş.

ocean apart wait for her şarkısının hemen arkasından bütünlüğü bozmadan martı sesleri eşliğinde 1 dakikalık ninni

part of me died " ıt would be better by far to die in her arms" diyen bay waters aradığımız kanın bulunduğunu haber ediyor

hiç istememekle birlikte umarım kaderi (bkz: blackstar)'a benzemez ♫♫♫
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...