29 Kasım 2015 Pazar

Ruhen Ölüm &Bedenen Ölüm ; 2






Her evin Ayrı bir ruhu vardır ayrı bir kokusu ayrı bir havası . Eve ilk defa girdiğinizde hemen hissedersiniz bu farklılığı beş duyunuzun beşi birden  çalışmaya evi çözümleye başlar ..

Duvarları Mavi badanalı der gözünüz burnunuz mavi badanalı yeni boyanmış koku duruyor der kulaklarınız ince bir duvar komşu çocuğunun sesini duyuyorum dokursunuz yeni alçı sıva yapılmıştır bu demek ki bu ay maaş dolgun gelmiş evin ince duvalarını alçı sıvayla maviye boyamışsınız  der duyular ele verir hemen

Bu kadar basittir bir evin ruhunu çözümlemek insana nazaran beş duyu organın dördü , üçü bile yeter ama karşınızdaki bir insan ruhuysa yıllarca tanısanız bile yeterli gelmeyecektir yıllarca aynı yastığa baş koymanız vücdunun her santimini ezbere biliyor olmanız bile insan ruhunun uçsuz dibi olmayan bir okuyanus olduğu gerçeğini asla değiştirmeyecektir .

Bilimadamları halen daha ruh ve beden arasındaki ilişkiyi çözümleyebilmiş değil. Bitkisel hayatta tüm hayati fonksiyonları makinaya bağlı olarak doğru bir şekilde çalışan yani ortalama bir vücudun sahip olduğu tüm fonksiyonları gerçekleştirebilen bir beden de beyin ölümü gerçekleştiğinde yok olan şeyin ne olduğunu henüz açıklayamıyorlar . Bu nedenle bilimsel anlamda gözlemlenemese de ruhun varlığı noktası şüphe götürmez bir gerçek.


İşte tam da bu noktada
Düşünememiz gereken bir gerçek ;


Ölüm ;


Hani kullanmaya kıyamadığı eskilerinin deyimiyle gümüşlükte saklı porselenler vardır  son babalar günün de gelen kullanmaya fırsatı olmayan traş makinası dikiş makinasında yapılmayı bekleyen  yarım  kalan masa örtüsü giyilmemiş etiketi üstünde yeni çoraplar .. Şimdi Hepsi kullanılmayı bekleyecekler asla kullanılmayacaklar hepsi yarım hikayeleriyle ardında kalanlara onların yaşadıklarını hatırlatıcı imgelerden öteye gitmeyecek . O eşyalar ve zihinlerde kalan hatıralar hepsi eskimeye yüz tutacak kanayan yaralar kabuk bağlayıncaya kadar. Tatlı anılar hüzne acı anılar tatlıya çevrilecek her geçen gün ile birlikte değişecek tüm her şey bir süreç her şey bir devinim halinde birbirini takip edecek Çünkü dünya dönüyor ve   her yeni gün dünden öte yeni bir gün ..
Çünkü her ölüm bir doğumu getirir kendisiyle  birlikte ..
Çünkü insanlar unutmaya proğlanmış ve unutmak ki yemek yemek su içmek kadar insani bir ihtiyaç..


Unuttuk!
Hayatın meşgalesine daldık !
Yaşanılan her şey yaşanmamış gibi sildik!

Ama ;

Beni  düşündüren asıl nokta şu ; biz ki bir kişinin ölümüne üzülürüz ölen kişi kaç kişinin ölümüne üzülür ? Netice de bizim için bir kişi yok olurken onun için dünyadaki her şey yok oluyor bu yüzdendir ölümlerde en çok ölen üzülür .

18 Kasım 2015 Çarşamba

İhtiyacımız olan Tek şey ; SEVGİ

Eğer ne istersem gerçekleşecek bir tane  dilek hakkım olsaydı kesinlikle sevgiyi dilerdim. 

Felfese yapma Mariposa tabiki parayı , aşkı, mutluluğu vs. Şeyleri seçerdin insansın sen demeyin .Çünkü seçme hakkını sevgiden yana kullanan bir insana böyle demeniz uçurumun kenrındaki bir insana hadi atla da göreyim demek gibi bir şeydir.

O yüzden eğer seçme hakkım olsaydı ben sevgiyi seçerdim .Alt Komşu Ayşe teyzenin üst komşu Mualla abla ile arasındaki husumeti , En yakın dostunuzun eniştesinin kız kardeşiyle olan sorunu , iki arkadaşın birbiriyle olan küslüğünü ,  iki çocuğun oyunda çıkan kavgasını , işyerindeki çalışanların birbiriyle olan kırıcı çekişmelerini , hatta  yoldan geçen arabaların birbirine olan tahammülsüzlüğünü tüm dünyadan silip atmak isterdim . Ve bu ancak sevgi denilen o ufak mucize ile olurdu..

Başta kendim için isterdim sevmiyorum herkesi , herkes herkesi sevmekte zorunda değildir zaten seviyorum diyorsa samiyetsiZdir ama benim bahsettiğim sevgi biraz da insancıl olmak ile alakalı . Karşısındaki insanı birey olarak kabul edip ona tahammül etmesiyle alakalı 

Sevgi dolu olmalıyız karşımızdaki bir hata yapmış olabilir biz de hata yaparız hatalar yaparak doğruyu öğreniriz hatalar yaparak güçleniriz ama sevgi olmazsa tahammül gücümüz olmaz hoşgörümüz olmazsa Sevgiyi aşk dışında bir şey olarak niteleyemeyen milyonların haricindeki bireylerden hiçbir farkımız kalmaz bireyler ki sevgiyle toplumu oluştabilirler . İnsan insanın kurdur değil insan insanın kendisidir demeliyiz . Kabul etmiyorum insanın içinde olağan kötülüğü . Tüm filozoflar ne derse ne düşünürlerse düşünsünler ortaki gerçeği görebilmek için sevgi dolu bir kalbe ihtiyaç var sevgisiz insan sevgiyi göremez. Kim ne kötülük ederse etsin nefret etmek   yok eder sevgiyi halbuki sevgiyi sevgi doğurur. Bir çiçeği bile severseniz eğer daha güzel çiçeklenir değil ki bir insanı sevdiğiniz de dünya neden değişmesin ? Barış neden gelmesin .. Her şey bizim elmizde buna inanmakta dahil .

Bakın Rumi ne güzel anlatmış ;

Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir.
 Düşmana düşmandır, dosta dost!
Ayna Türk'e nazaran güzel bir renktedir. 
Zenciye nazaran o da zencidir.
Ey can, aklını başına devşir.
Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın.
Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün. 
Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.
Hoş nahoş... gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir.


Sevgiyle kalın ..

(George Harrison - Give me peace on earth ) 



12 Kasım 2015 Perşembe

200 Yıl Sonra Bugün - MİM ! ^_^





Stratobus ! Duyanız var mı bilmiyorum benim de  düne kadar böyle bir şeyden haberim yoktu . Kendisini  Bir çeşit zeplin türü uydu olarak tanımlayabiliriz. İlk duyduğumda 1800 'lü yıllardaki zeplinler gibi insan taşımacılığında kullanılabileceğini düşündüm  hatta bir tık ötesine gidip uzun mesafeli yolları kısaltma adına stratosfere çıkıp daha az yakıt falan tüketeceğini zaman olarak daha çabuk ulaşılabileceğini düşündüm  işin aslı öyle değilmiş duyunca hayal kırıklığıma uğramadım değil ama uydu olmakta ulvi bir görev sonuçta değil mi .Hala daha  insan taşımacılığı yok neden BUS denmiş onu düşünüyorum ..Neyse Devamı için ayrıntılı bilgi isteyen şu video'ya bakabilir .Şimdilik Diğer uydulara nazaran 150 milyon euroya yakın daha az maliyetli olacağını ve ilk stratobus'ün 2020 yılında tamamlanıp göreve başlayacağını bilmeniz de yarar var . 

Peki bunu ben niye durduk yere anlatıyorum. Durduk yere değil efendim, geçen günlerde bir makale okumuştum makalede insan beynin sürekli olarak geleceği düşünmeyi proğlanmış olduğu tespit edilmiş .Çoğu İnsan beyni dinlenme anlarında yakın geleceği planlamaya başlıyormuş .Akşam ne yesem , haftasonu ne yapsam , bir hafta sonra nereye gitsem gibi .. Makalenin bir kaç ilginç yeri vardı mesela dinlenme anında beynin çalışan kısmı çalışma anında çalışan kısımdan daha fazla olması gibi diğer ilginç yeri ise bence dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta beyinin "yakın" geleceği planlıyor oluşu . Neden uzak gelecek değil ? Bunu herkesin aynı hayalgücü olmadığına mı bağlamalıyız yoksa testlerdeki bir eksiklik mi bilmiyorum ama bu makale beni ister istemez uzak geleceğe düşünmeye itti (hatta bir önceki yazımın fikir anası bu düşüncelerimdir ) 

Ama böyle kendi kendime düşünmektense blogdaşlarımla birlikte düşüneyim bir de üstüne mimvari bir şey yapayım dedim hem eğlenceli de olur .Mim bunun neresinde diye soracak olursanız . 

 "200 yüzyıl sonra bugünümüzü" anlatacağız .Normal günümüzde ne yapıyorsak  200 sonra nasıl olacağını hayal edip yazacağız .(Tamam kabul   şu aralar blog aleminde meşhur olan sabah nasıl kalkarsınız mı ne öyle bir mim var ondan da etkilendim :D ) 

1950'lı yıllarda uyanan insan ilk eline ceptelefonunu alıp maillerini kontrol etmiyordu en fazla yüzünü yıkamak için çeşmede suyun olup olmadığını falan düşünüyordur  ama günümüzde çok farklı konumdayız.. nasıl  biz şu an ah ne güzel yıllarmış diyorsak  bizden sonrakiler bizim için diyecek insan böyle düşününce de bir garip olmuyor değil konu dağıtmada birinciliğe adaylığımı koyduğum ama asıl konusu  200 yıl sonraki günümüz anlatacak olan ben , artık uzun bir girişten sonra anlatabilirim.

200 yıl sonra ... 

Birçok işte olduğu gibi benim işimde evden yapılabilecek bir iş olur sanıyorum o yüzden erken kalkma olayı pek olmaz zaten dünyanın dönüş hızı yavaşladığı için bir gün 24 saatten fazla olur arayıp bulamadığım istediğim her şeye vakit ayırabileceğim için sabah erken kalkma gibi bir şey olmaz ama yine de zihinsel anlamda mesajlaşma bulunacağı için rüyamın içinde bugün içinde neler yapmam gerektiğini hatırlatıcı çağrı mesajını duyar kalkarım. Google glas benzeri gözlüğümü takıp hologram teknolojisinin ilerlemiş haliyle sanki ailem  odamın içindeymiş  konuşurken bir yandan da  su az olduğu için su yerine  kahvaltı yerine de geçecek olan o günlerin meşhur enerji içeğini içerim .Sonrasında bilgisayarların yerini zihinsayarlar çıkmış olur bütün işlerimi onun üzerinden halledip az biraz hava almak için uçan araba binerim ( uçan arabasız 200 yıl sonrasını yazamadım üzgünüm :D )  ama cidden hava alırım giderim uzaymarkete (hiper marketin daha büyüğü ) kendime 2 hafta yetecek temiz havadan alırım oradan da Uçan arabam var ya nasılsa gider Floransada arkadaşlarımla Ponte Vecchio'da birer kahve içerim ( evet kahve içerim kahve yüzyıl öncesinde vrı o zaman olacak kahvesiz olmaz ) oh ne güzel sonra akşam eve gelir şimdilerin bbg evi'nin o gününkü versiyonu olan uzayevini izlerim. Kolonileşme adı altında götürülen insanların marstaki maceralarını anlatan yarı gerçek yarı senaryo sıpaysting rekorları (reyting rekolarının bir denşiği)  kıran proğramı izlerim. Gündüzleri daha uzun geceleri daha kısa olduğu için ışıkta da uyuyamayacağım için beynimi istediğimde uyutabileceğim yeni aldığım son buluş teknoloji uyumatiği takar uyurum. 

eveett 200 yıl sonraki Mariposa 'ya iyi uykular diliyor ve bu güzel (ve bence eğlenceli) olan mimi  herkesin yapmasını istiyorum uçuk kaçık aklınıza ne gelirse yazın bakalım çok düşünmeye gerek yok maksat eğlenmek :)

İsteyen herkes yapabilir ama ben yine de yakın zamanlarda uğradığım blogdaşlarımdan bir kaçını mimlemek istiyorum .

Syrakusa Belafonte 
Zihin arka sokakları
Afede
Deeptone
Kayra
Dreamella
elif.
Sonikhanım
1 Delinin Günlükleri
Deli müzeyyen
Tırt blog
Kahve Yanı


Mim için  fikir olması açısından veya genel merakınız varsa şu benim için hayret uyandırıcı linkleri de bırakayım
https://line.do/tr/dunyamizin-yakin-gelecegi/4zz/vertical
http://www.futuretimeline.net/22ndcentury/2100-2149.htm#.VkJmUdLhBk

11 Kasım 2015 Çarşamba

Küresel Yan-MA!



Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi  Birleşmiş Milletler öncülüğünde imzalanan küresel ısınmaya yönelik hükümetlerarası ilk çevre sözleşmesidir Kyoto Protokolüne nazaran daha  gerek katılımcı ülkeler gerekse yapılan toplantılara bakıldığında daha somut bir sözleşme olduğu söylenebilir . (sadece söylenebilir ) Bu sene de Fransa 'da Paris'te 21. düzenlenecek olan toplantı da yine olmayasıca sera gazlarının salımını durdurucu tedbirler konuşulacak , etkin çözüm sistemleri oluşturulacak mı tam bir muamma ama bu yıl yapılan aratşrımaya göre artık Küresel ısınma geri dönüşü olmayan bir aşamaya gelmiş bu süreden sonra ancak yavaşlatılabilme şeklinde çözüm bulunabilirmiş . 

Ne kadar çok bilim adamları bas bas bağırsa da kendi sonunu hazırlıyorsun ey Dünya dese de yok sağır insanların olduğu bir yerde konuşmak ne kadar anlamsızsa bilim adamların açıklamaları da  o derece anlamsız geliyor her şeyi kanıksayan insanoğlu küresel ısınmayı da çoktan ee olmayacak mı zaten nolmuş ki modunda kabullenmiş vaziyette . Belki de net olarak bilmedikleri içindir .Bilmediği şeyden insan korkamaz  bilmediği şey insan için yok demektir. Her ne kadar her gün kendisini hatırlatsa da ..

Nasa'nın Uydu verilerine göre okyanuslar 1992’den bu yana ortalama 7,6 santimetre yükselmiş. Hatta bazı bölgelerde bu yükselme 23 santimetreden fazlaymış bu verilerden yola çıkarak  her geçen yıl şiddetini daha da artıran küresel ısınmayla birlikte  100-200 yıl sonra buzulların erimesi sonucu deniz seviyesi 1-3 metre arasında yükselecek Tokyo gibi denize yüksekliği ancak 1 metreyi bulan şehirler sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.Böylesine tehlikeli bir durumla  sadece 100 yıl sonra karşılabilecekken 21. toplantı yapılıyor ve halen daha daha somut bir adım atılmıyor halen daha ..


Bu gif Şili'nin Aysen bölgesindeki buzulların 10 yıl içerisindeki değişimini gözler önüne seriyor 

Biliyorum   işin kolayına kaçarak yaşamayı felsefe edinen insanlarız bunu kabul etmek gerekiyor ama yine de içimizde kalan o ufak duyarlılık kırıntılarını bir araya geldiğinde çözümlerinde ardı sıra geleceğini görebiliyorum dolayısıyla bu yazıyı okuyup kapattığında çok değil hayatındaki ufak değişimlerin geleceğin için atılmış birer adım olduğunu unutma hepsi olmasa da küresel ısınma için yapabildiğin ya da yapmaman gerekenleri günlük yaşamının parçası haline getir bu çokta zor olmasa gerek 

mesela ;

* Tasarruf ampül kullan !  Biliyorum diğer standart ampüller çok ucuz ve sen kira evine onun 2 katı parayla ampül almak istemiyorsun ama elektrik faturanda az gelecek hadi onu düşün eve giderken ekmeğin yanında tasarruf ampülü almayı unutma ;)

* Hani o uyku modunda bıraktığın eve gelince bi de onun açılmasını bekleyemem yea dediğin laptop 'un var ya kapat onu işte .Kullanmadığın sürece tüm elektrikli cihazları evinde tamamen kapalı tutmak gerekiyor .

* Ufak bebeği kundaklar gibi ambalajlanmış paketleri sen oo hijyenik diye alıyorsun ya alma . Fazladan yapılan her ambalaj paketi çöpü yüzde 10 oranında artırıyor ufacık şeyden bir şey olmaz deme oluyor .

* Toplu taşımayı tercih edin diyeceğim kendi arabamı boşuna mı aldım diyeceksiniz o yüzden en azından arabanızın lastik basıınçlarını kontrol edin , hem yakıttan tasarruf hem geleceğe katkı , tembellik yapmayın yahu binmeden bi bakıverin .

*  AĞAÇ DİKİN ! Hiç ağaç diktiniz mi bilmiyorum , aynı bir çocuğun yetişmesi gibi yıl yıl onun büyümesini izlemek kadar heyecanladırıcı bir şey yok ..


Daha  listeyi uzatabiliriz , geri dönüşüm çöp kutularından , fazla su kullanımına kadar .Biliyorum bir çoklarınızı yahu Çin miyiz ABD miyiz bizim yaptığımız şeyle mi sera gazı salınımı duracak diyorsunuz  demeyin . Belki sen göremezsin ama senin torununa sen ne yaptın sorusu sorulduğunda yüzünü eğmeyecek cevap verebilecek yeter ki bu ve diğer önlemleri hayatımızda  alışkanlık haline getirebilelim  



8 Kasım 2015 Pazar

Müzik Ağacından Haberleri Sunuyoruz ; Coldplay & Steven Wilson etc.

*  Coldplay 'in yeni albümü 4 Aralıkta çıkacakmış açıkcası  albümün ismi  olan " A Head Full Of Dreams" duyduğumda ilk olarak heyecanlanmıştım fakat  yeni albümden olduğunu düşünülen iki şarkının ikisini de  sevmedim. Daha önce söylemiştim "günümüz"  pop müzikten yerli yabancı pek haz etmem ve Coldplay'in bu yeni albümü cidden pop'a kayacak gibi henüz daha yeni 2014 'te Ghost Stories albümünü anca sindirmişken bu denli hızda yeni bir albüm daha gelmesi beni oldukça şaşırttı . Ghost Stories hakkında da pop 'a kaymış gibi yorumlar yapılmıştı fakat kesinlikle bu tür yorumlara itibar etmedim bildiğin alternatif  rock albümüydü ama bu yeni albüm hakkında aynı şeyi söyleyebileceğimi sanmıyorum neyse bekleyip göreceğiz. Biz bekleye duralım pop mu rock mı siz karar verin buyrun yeni albümden iki şarkı 
(Coldplay - Amazing Day )
(Chris'ime bakın hele tamam senin hatrına dinlicem bu albümü de ^-^  yuvayı dağıtmasaydı iyiydi ama neyse )
(Coldplay-Adventure of A Lifetime )

** Geçelim diğer haberimize Coldplay 'i tanıyan bilen seveni çoktur ama şimdi söyleyeceğim müzik dehasını bilen pek kişi olduğunu sanmıyorum ve daha fazla bu dehadan mahrum kalmamanız için ismi açıklıyorum. :)
O geliyooooor müziğin dehasıııı STEVEN WİLSON ! geliyor Hemi de bu sene yani 2016 'da geliyor  2 Mayıs 'da ve tabiki PSM Zorlu 'da ..  
Kim bu Steven Wilson derseniz kendileri , tek olarak şarkı söylediği gibi daha önceki bloğumu süsleyen Blackfield grubunun da bir üyesi ve aynı zamanda Purcipone Tree , No -man, incredible expanding mindfuck , bass communion gibi gruplarda da yer almış hayır çok kararsız olduğu için sürekli bir gruptan çıkan birisi değil sadece çok fazla üretken birisi ve her grubu için ayrı muhteşem sözler yazabilen harika şarkılar ortaya çıkaran birisi eski rock efsanelerin yeni versiyonu bir nevi kendisi. Aynı zamanda Opeth ve anathema  'nın bir çok albümünde birlikte çalışmışlar bunu sonradan öğrendim ve farkettiğimde hiç şaşırmadım malum gerek anathema gerekse Opeth'i çok severim. Eğer siz de  Psychedelic Rock ,Progressive rock, post rock karışımı şarkıları seviyorsanız kaçırmayın derim 1 Mayıs 'a daha çok var şimdiden dinlemeye başlayın ancak sindirirsiniz :) 
(Steven Wilson - Routine ) 

(Blackfield - Miss you )
(Bu şarkıyı dinleyip hiç etkilenmeyen sessizce bloğumdan çıkabilir ! )
(Şaka şaka en çok o  dolaşsın biraz müzik zevki edinsin :P)

(Purcupine Tree- Russia on  İce )

Her üç Şarkıda da farkedebileceğiniz üzere müziksel anlamda çok yakınlar ,  2 Mayıs'ta Taksim'den sonra hoop Zorlu'ya geçin  şimdiden yapın planlarınızı sonra niye haber vermedin Mariposa demeyin 

***En kötü haber benim için God You! Black Emperor 'un konserine şu anda tam tamına 9 güncük kaldı ve ben gidemiyorum gidebilecek olanlar için hatırlatma yapmak istedim o da nacizane  ZORLU PSM'de 

**** Son olarakta geçen günlerde Eksen 'de  ünlü grupların lego hallerini gördüm çok hoşuma gitti , bizim dönem çocukları iyi bilir o legoları , az koşmadık az tartışmadık o legoların başında :D 

https://www.youtube.com/watch?v=luM6oeCM7Yw
Mogwai kim ki diyenler için, post rock 'ın ağır abilerindendir kendileri





Daha fazlası için TIK TIK 




2 Kasım 2015 Pazartesi

Büyüklere Masallar 7*)



Etrafına baktı kimse yoktu .Evler dizili ardı sıra ip gibi bir hizada hepsi hazırolda durmuş satılmayı bekliyorlar herkes sürekli birşeyleri bekliyor diyecekti onay bekleyecekti belki de birisinden ama etrafında kimse yoktu vazgeçti demedi düşündü yalnızca , yalnızlığını düşünmedi ama hayale daldı eski mutlu günlerini düşündü halası o küçükken keşke büyümesen büyüdükçe her şey eskiyor eskidikçe çirkinleşiyor zevksizleşiyor demişti o zamanlar anlamamıştı bu sözü halası eserikliydi daha doğrusu köylerinde öyle derlerdi ona kafası gelir gider aklına ne gelirse söylerdi ama yine de severdi halasını böyle beylik lafları çoktu keşke zamanı geri alabilse o sözlerini daha dikkatli dinlerdi hadi zamanı geri alamadı diyelim bari durabilseydi eski günlerde yaşardı hep mutsuzluğun ne demek olduğunu henüz öğrenmediği zamanlarda ama ne mümkün şimdi yalnızca ,elleriyle dizlerini bağlamış koyu bir gölgede öğlen sıcağında bir taşın üstünde kurak köyüne bakıyor bir yandan da bunları düşünüyordu .

Zaman geçiyordu zaman geçtikçe daha hızlı koşması gerektiğine inanıyordu zaman ilerledikçe o kırmızı kamyonuna binip gerisin geriye şu akan nehir boyu gitse eski günler geri gelir miydi zaman ilerler o da geriye gider iki ileri iki geri gidersen olduğun yerde kalırsın ama zAman söz konusu olduğunda bu mümkün olmaz demişti okuldaki hocası bunun açıklamasını henüz astro fizikçiler bulamamışmış .Bulamazlar tabiki yok çünkü öyle bir şey !O zaman çıkıp karşılarına yok öyle bir şey diyememişti  o da var sanıyordu .mümkün olamayacağına inanıp bir gerekçe arıyordu ; bu küçük köye gelmeden önce o kırmızı kamyonete sahip olmadan , sahip olduğu diğer şeyleri kaybetmeden önce  öyle düşünüyordu 
Ama şimdi biliyor zamanla yarışmasını biraz geç öğrendi ama öğrendi zaman ileri gittikçe o geri gidecekti kırmızı kamyonetiyle nehir boyu .. Önce köyüne kavuşacak sonra da eserikli halasına ve çocukluğuna mutsuzluğun ne demek olduğunu bilmediği zamanlara ..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...