23 Eylül 2015 Çarşamba

Bir Müzikal Macera-YANN TİERSEN



Gece gece size müthiş bir müzik ziyafeti için buradayım aslında ne zamandır yazmayı düşündüğüm bir yazıyı şimdi cesaret edip yazıyorum da diyebilirim zira  bunca süredir uzamasının sebebi hissettiğim duyguları tam olarak yansıtamayacağım duygusuydu , hala daha emin değilim, deneyeceğim..

Benim müzik anlayışımda sanatçıların kişisel yaşantıları en sondadır en deli fanı olduğum "bütün" şarkılarını küçüklükten itibaren ezbere bildiğim Şebnem Ferah ın bile nereli olduğunu kaç yaşında olduğun hiç bilmem hiçte araştırmadım . Nasıl bir yazarı tanımak istemeyip kafanızda oluşturduğunuz şekilde kalmasını istiyorsanız ayı şekilde ben de hayranı olduğum şarkıcıları araştırmadan sadece şarkılarının ben de hissettirdiği duygularla tanıyorum .. Onunla evlenmiş şöyle yapmış buraya gitmiş , en son şarkısını şu kişisi için yazmış hiç önemli değil dinlediğim müzik ben de ne uyandırıyorsa o benim için esas olan  odur .

Böyle bir ön bilgi verdikten sonra yazımı esaslı hayranı olduğumu defalarca belirttiğim Yann Tiersen yazıma başlayabilirim  tahmin edeceğiniz üzere şuralıdır şu yaşındadır şeklinde çok kolayca vikiden bulacağınız şeyleri paylaşmayacağım .

 **
Bir kere öncelikle neden Yann Tiersen'i Sevmeliyiz ? Sorusuyla başlayayım..

Yann Tiersen ender olarak bulunan  multi  enstrümantalistlerden biridir . Bu oldukça büyük bir artıdır benim için . Nedir bu multi enstrümantal derseniz Paul Mccartney 'in de içlerinde buluduğu , birden fazla enstrümanı layıkıyla  çalabilen kişilere  denir  Öyle bir konseri izlemek çok ayrı bir zevktir. henüz böyle bir konsere gitme şansım olmadı ama videolarda bile o kadar çok hoşuma gidiyor ki  belki kendime yakın bulduğum içinde olabilir . Amatör olarak hem gitar hem de bateri çalmıştım ama şimdilerde ıslığı bile çalacak zamanı ender buluyorum. (zamanı mazeret olarak kabul etmemek lazım kabul ediyorum önceliklerim farklı )

**
Neden Yann Tiersen 'nin şarkılarını sevmeliyiz ? 

Yann Tiersen 'nin bulunmaz bir iç dünyası var olmasaydı eğer o besteleri kesinlikle yapamazdı. Nasıl yapıyor nasıl ediyor insanın hem kalbine hem de zihnine dokunabiliyor . Onun şarkılarında çok üzüntülüyken bir anda mutluluğa çok mutluyken bir anda olabildiğince hüzne kapılabilirsiniz.
Çok farklı bir müzik anlayışı var sıradan şarkıcılar gibi bi bas gitar bir bateri değil multi-enst. olduğundan sebep çok farklı müzik aletinin tınısını şarkılarında alabiliyorsunuz .Ve bir çok şarkısında insanın yönlendiren kafasını meşgul eden sözler yok büyük bir kısmı sözsüz bu açıdan post-rock ile benzeşiyor ama kesinlikle post- rock diyemem neoklasik bana göre uygun bir tanım .

**
Yann Tiersen'i diğerlerinden farklı kılan şey ne ?

Bır kere çok fazla özgün bana onun gibi bir tanesi daha gösteremezsizniz süslü ışıklar altında bol showlu ya da müzikten anlamayan sadee sesine gübenen birisi değil doğanın sesini kalbinin zihnin çevresindeki kısaca dünyadaki tüm sesleri dinleyip özümseyen parçalarında yer veren bir müzisyen .Bir işi zevkle yapmanın bana göre timsali zira o başarılı parçalar ancak böyle çıkabilir. 
Kendine özgün dedik mesela daha önce de midsummer cycle adında bir bisiklet turu geçrekleşmişti . bu tura kısaca müzikal macera olarak adlandırmışlar ve anladığım kadarıyla hedefi tüm dünyayı bisikletiyle konser vererek dolaşmak bakalım göreceğiz   ona göre müzik bir "müzikal macera " ve biz dinleyenler olarak bu maceranın figüranlarını oynuyoruz  bu planı için harekete Geçtiğimiz günlerde pek sevdiğim ülke  olan Norveç 'te bisiklet turuyla başladı Konser vereceği tüm şehirleri arkdaşlarıyla birlikte bisiklet turuyla yaptı bakalım devamı nasıl gelecek  .. Bu tur sonunda albüm çıkarabileceğini söylemiş ufkunu açtı tabi güzelim kuzeyin doğası , sevdiğim şehirde sevdiğim adamı dinlemek isterdim malesef ki sadece konser kayıtlarıyla yetiniyorum. 







hadi ona gidemedim aşağıdaki gizli konserine ne demeli böylesine harika bir yerde ancak hayalini kurabileceğim bir şeyi gerçekleştirmiş yani diyeceğim o konseri yaptığı yere gitsem kesinlikle kulaklığımda bir yann tiersen parçası çalardı ama o gerçeğini canlı olarak çalmış neyi nasıl yapması gerektiğini nasıl bir müziği olduğunu müziğin neresinde olduğunu ve ne yapmak istediğini biliyor bunun başka açıklaması olamaz. 

(Uzun versiyonunu izlemiştim daha önce şimdi bulamadım malesef ) 

Son sözüm bu adamın konserine gitmeden ölmeyeceğim .(nokta) 

Alın size bir kaç konser görüntüsü konser nasıl olurmuş müzik ne demekmiş müziğin anlamı aslında sözden öte herkesin kendisine göre hissettiği şeymiş görün bakalım 


(Ben barcelonadayken neden gelmezsin be adam !) 





13 Eylül 2015 Pazar

- A Thousand Kisses Deep-

Herkesin kendisine göre bir yalnızlığı herkesin kaldırabileceği kadar yalnızlık  var herkesin yalnızlığında sığındığı farklı liman var .. Ama ya şarkılar da olmasaydı?


Yalnızlığın en sadık yoldaşı Cohen'dir benim için nedendir bilinmez sesinde hep bir yalnızlık vardır  ,

Cohen deyince  ;

(A thousand deyince)


11 Eylül 2015 Cuma

Mutlu olmak için ;

Geçen günlerde bu şirin bir o kadar da gerçek olan  hikayeyi okudum o kadar doğru ki sizinle paylaşmak istedim , iyi okumalar :)

Bir Meksika sahil kasabasına yolu düşen Amerikalı iş adamı, kıyıya yanaşan kayıktaki balıkçıyla konuşur.

Kayığın içinde, henüz tutulmuş birkaç ton balığı bulunmaktadır.

Amerikalı iş adamı balıkların iriliğinden dolayı balıkçıyı över ve bu birkaç balığı ne kadar zamanda yakaladığını sorar.

Balıkçı, “Fazla sürmedi, senyör” der.

Amerikalı hayretle sorar: “Öyleyse neden daha fazla denizde kalıp da daha çok balık tutmadın?”

“Bu kadarı bugünlük aileme yeter.”

“Peki”, der Amerikalı iş adamı.

“Geri kalan zamanın nasıl dolduruyorsun?”

“Sabahları geç kalkıyorum. Sonra birkaç balık tutuyorum. Sonra çocuklarla oynuyorum. Öğleden sonra eşimle biraz şekerleme yapıyorum. Akşamları da kasabaya iniyorum; Amigolarla birşeyler içip gitar çalıyoruz. Böylece hayatı dolu dolu yaşıyoruz, senyör.”

Amerikalı iş adamı bu hayatı son derece sevimsiz bulur.

“Ben Harvard mezunuyum, sana yardımım dokunabilir” der.

“Herşeyden önce, daha fazla balık tutmalısın.”

Balıkçı hayretle sorar: “Niçin senyör?”

“Artan balıkları satar, daha çok kazanırsın.”

“Sonra senyör?”

“Zamanla kendine daha büyük bir tekne alırsın.”

“Sonra senyör?”

“Daha büyük tekneyle daha çok balık tutar, daha çok kazanırsın.”

“Sonra senyör?”

“Daha başka tekneler alır, bir filo kurarsın.”

“Sonra senyör?”

“Sonra balıkları işlemek için kendin konserve tesisleri kurarsın. Böylece kârın önemli bir kısmını başkalarına kaptırmamış olursun.”

“Sonra senyör?”

“Tabii, bütün bu işleri böyle küçük bir sahil kasabasında yürütemezsin. bu arada Los Angeles veya New York gibi büyük bir dünya kentine taşınmış olursun.”

“Sonra senyör?”

“Yeteri kadar büyüyünce halka açılır, hisse senetlerini satarsın. Büyük zengin olursun. Milyonlarca doların olur.”

“Sonra senyör?

“Bu kadar paran olduktan sonra çalışmana gerek kalmaz. Emekliye ayrılır, bir sahil kasabasında kafanı dinlersin. Sabah geç saatlere kadar uyursun. Biraz balık tutar, çocuklarla oynar, öğlenleri de şekerleme yaparsın. Akşamları ise amigolarınla bir şeyler içip gitar çalarsın.”


:))

3 Eylül 2015 Perşembe

Düğün < ZULÜM

Nerelerdeyim yahu ben :) Hiç bilmiyorum beeeen mesela uçarım mesela yine de kendimden kaçamıyoruumm , aslında çok yoğun değilim az da değilim buralarda oralardayım herkes gibi herkesten biraz farklı :) Saçmalamasyonlarım bititğine göre bu yazının anlam ve önemine geçebiliriz sanırım 

Şimdik şöyle oluyor efendim ne zamandır yazmayı düşündüğüm ama sezonun bitmesini beklediğim yazıya gelmiş bulunmaktayız . Her Türk gencinin  kıt kanaat bütçe ile bir çocukluk geçirip diğer herkes gibi zorlu anlaşılmayan ergenlik sürecini atıpta  işsiz üniversiteli konumuna ulaştıktan hemen sonra  tek bir aşama kalır ya  işte o aşamayı konuşacağız bugün EVLİLİK!feat DÜĞÜN DERNEK 

Hani var ya her insan ölümü tadacaktır diye her söz işte onun diğer bir versiyonu da  Türk genci çalgılı çengili davullu zurnalı düğünü tadacaktır oluyor .Ülkenin dört bir yanında çok farklı düğünler oluyor hepsi birbirinden farklı hepsinin farklı  farklı tarzları ankaranın kendine özel ankara havası egenin zeybeği karadeniz horonu doğuanadolunun halayı   ama tek bir ortak yanları var o daaaa hepsinin  berbat ve sıkıcı olması . Evet benim açımdan düğünleri tanımamlamam gerekirse berbat ve sıkıcı kelimeleri yeterli olur . Gerçi artık sadece benim açımdan da değil yeni nesil artık büyük bir çoğunluğu benim gibi düşünüyor ama nedense hepsinin sonu davullu zurnalı oluyor ..Eğlenme amaçlı desen eğlenmek değil evlilik için gerekli desen o  hiç değil neden ne için yapıldığına anlam veremiyorum. Ama yapılıyor yapılanlara gidiliyor gidilmediğinde senin düğününe kim gelecek diye yaşlı teyzelerce tehdit ediliyor, hiç tanıamdığın komşu kızı tarafından zorla pistte çıkarılma aşamasına geldiğinde de  mahalle baskısı aşamasına kısmına gelmiş oluyorsun  kimisi bu baskılara boyun eğiyor kimisi benim gibi direnmekte bakalım nereye kadar gidecek bu direnişin sonu :)
Yakın  zamanda ben de diğer herkesin gitmek zorunda kaldığı düğünlerden birine gitme şerefine nail oldum ama düğünden çok tabiki dolunay benim ilgimi çekiyordu . Düğün sevmeyen biri olarak düğünü kutlamak yerine dolunayı kutlamyı tercih ederdim ama sanırım o düğünde dolunay olduğunu farkeden bir tek ben vardım. Herkes öyle kaptırmış ki düğün olaylarını hiçbir şeyin farkında değiller bir mantığı olsa kabullesek "olması gerekir heyhat istediğiniz çengiyi tutu çalın" desek ama yok Cidden anlamıyorum neden yapılır düğünler küçüklükten sevmem zaten her düğünde  ağlar huysuzluk yapardım  balon alırlar ona rağmen ağlardım :D Düşünün artık o derece nefret ediyormuşum hala daha öyledir. Çok şükür hiç azalmadı düğünlere olan nefretim hatta  yakın arkadaşlarımı bir bir benden aldıkça katlanarak büyümekte .

Şimdi birisi çıkıp aaa çok ayıp Mariposa ne demek nefret etmek  töremiz geleneğimiz demesin , diyorsanız ve  o kadar çok törenize bağlıysanız bir gün yapmayın kırk gün kırk gece yapın asıl törede öyle yapılırmış hadi buyrun yapın.

sonracığıma yine başka biri çıkıpta halka duyurmak gerekli o yüzden düğünler yapılıyor da demesin medeni kanunumuza göre çiftler değil imza atmak sözlü beyanlarını verdikleri andan itibaren evli kabul ediliyorlar imza sadece şekli geçerlilik esası sözlü yetiyor yani illaki çalgı çengi ananızın hiç tanımadığınız amcasının karısının büyük kızının ufak oğlunu düğününüze çağırmanıza gerek yok  iki şahit bir nikah memuru yeter de artar size :)

Yine kutlama yapacaksanız yapın bir şey demiyorum hatta yapılmalı da sonuçta koca bir sene o iki gün için o kadar organizasyon yapılıyor kesinlikle buna saygı duyuyorum hatta şunu en azından  kendi yörem olduğu için açık bir dille söyleyebilirim  , bir egeli kızın kalbini mükemmel bir zeybek  oynamadan kazanamazsınız ama yani bu tadında olmalı , damadın amcasının eşleri gelin hanımın annesinin en yakın arkadaşlarını zeybek oynatmaya kadar gitmemeli ama malesef günümüzde bu modda oluyor . Her şeyi yapmış olmak için yapan insanımız bunu da yapmış olmak için yapıyor .Üstüne gösteriş olsun diye boşa savrulan paralar da cabası ..

Bir de işin tabi müzik kısmı var ki ona hiç değinmek istemiyorum pop müziği sevmiyorum hele ki Türkçe popu hiç sevmiyorum dinlediklerim elbette var , göksel sertap sezen candan severek dinlerim yıllardır.Ama şu günümüz popüler kültürün oluşturduğu kendilerini şarkıcı sananlar var ya sözüm onlara işte nasıl dinler nasıl ezberlenir o şarkılar" en mutlu " günde nasıl "en berbat" şarkılar dinlenir anlam veremediğim diğer şeylerden biri .. ya da o roman havaları , mezdeke nasıl çalınır hadi çaldınız o koca göbekli adamlar nasıl oynar o şarkılarda bir gün sonra işte göreceğiniz takım kravat gayette ciddi adam ile akşam roman havasında göbek atan aynı mıydı diye düşünmeye başlarsınız .. kadın dediğin nasıl şunu yapar bunu yapar diye lugat varsa adam dediğinde öyle göbek atmaz arkadaş ama atıyor hem de çoğu kadından daha güzel atıyor :D

Konuyu çok uzattım farkındayım ama napayım düğün dendi mi  susamıyorum bir türlü her genç kızın rüyasını süsleyen o beyaz gelinlik ile yapılan aktivite benim kabuslarımı süslüyor ve bir türlü şu gerçeği kabullenemiyorum Bizim düğünlerimiz  kır bahçesinde de  (bu da ne demekse bildiğin tarla , bahçe işte )  , düğün salonunda da , yatta da , kumsalda da olsa sonu o halaya bağlanır o davul o zurna getirilir.Neyse  düğünsüz günler dilerim nokta bitti .

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...