31 Mart 2016 Perşembe

Gidenlerin Türküsü




*Herkesin hayatından birileri gider ,birileri gelir
Siz birilerinin hayatından gidersiniz birilerinin hayatına girersiniz hayat devam eder
Hayat durmaz hayat dinamiktir.
Hayat bir volkandır ne  zaman patlayacağını bilemeyeceğiniz .
Tam her şey yolunda derken bir anda yerle bir olur ama aynı zamanda en  verimli toprakları olan volkanlar gibi vazgeçilmezdir de ..
Vazgeçemeyişimiz bundandır asıl . Risk almayı sevdiğimiz için değil



*Evren de var olan sürdürme yasasına göre ,
'Evrende var olan hiçbir şey yok olmaz '
Sadece şekil değiştirir.
Dolayısıyla bir şeyin gitmiş olması
Yok olduğu anlamına gelmez.
Sizin için bile

* Gidebilmeyi başaracağız bir gün .
Tekrar geri dönmek için gideceğiz .
O güne kadar yaşamaya ve müzik dinlemeye devam edeceğiz etmeliyiz.






Zihne burdan çok teşekkür ediyorum. Spotify eklentisini buraya eklemeyi onun sayesine başarabildim :) 
>> Liste  Film Soundtrack'larından oluşmuştur

23 Mart 2016 Çarşamba

Mutluluk Üzerine -myself-

Bir gün o kadar çok mutlu olacağım ki kendi mutluluğu kıskanacağım ve o gün geldiğinde  söz  sizinle  mutlu şarkılar paylaşacağım 



(EF - Thee barren soil of Messaure) 

21 Mart 2016 Pazartesi

-Toprağı Nadasa Bırakmak-2




İnsanlığı kaybettik ! Dedim.
Başın sağolsun yenisi gelir .Dedi

Zaman geçer yenisi gelene kadar dedim.
Zaman geçmek için vardır geçmeseydi eğer zamanın ne anlamına varamazdın dedi .

Ölümün yenisi olmaz zamanı gelinir ve ölünür dedim
Her şey yeni yeniden başlangıçtır yeniliğe uzanan dedi

Ölüm bir başlangıç mıdır dedim.
Doğum bir başlangıç mı dedi.

Ölmek için doğuyoruz biliyorum ama ölmek için yaşamıyoruz dedim

(Sustu . O da bilmiyordu ne için yaşıyorduk .. Sonunda ölüm olan bir dünyada ölmemeye çalışarak yaşamak ne kadar zor hem de ölmek bu kadar kolayken .)

Dediler ki ölüm insanı olgunlaştırır her kaybediş erdemli olma yolunda atılan bir adımdır .

Öyle midir acaba .. Ölüm müdür insanı olgunlaştıran ölümse hangi çeşidiri hangi cinsi hangi vakitte hangi boyuttadır ? 
  
Beklenmeyen ölüm daha mı çok olgunlaştırır insanı ?
Evet  " beklenmeyen " Öyle diyoruz ; sanki beklenen ölüm varmış gibi ..

- Hadi ölüm bekliyorum seni saat 2 de tamam mı cadde kafenin oradan beni alırsın.
-Geç kalıcam ama gelicem merak etme.

Bu mudur beklenen ölüm ? Ya da daha mı az can yakar insanın öleceğini bilmesi

Daha doğarken bilmiyor muyuz öleceğimizi
Cenaze namazımızın ezanı daha doğarken okunmuyor mu kulaklarımıza

Öyleyse nedir ölümü beklenen yapan
Ölümsüzlük inancı mı bekleneni beklenmeyen yapıyor .

Sen ben ya da bir başkası hepimiz o kutlu günü elbet tadacağız .Tadığımız an yok olacağız .

Zaman geçer o  güne her gün biraz daha her saat her saniye daha çok yaklaşırız yaklaşmaktan korkmadığımız tek şeydir ölümün kendisi.

Yok olacağımızı bile bile beklenmeyen ölümü bekler dururuz gözlerimiz açık .
Her gün dün olur her gelecek bir gün gelir herkes gelir herkes her şey için her yerden elbet bir gün gelir .Ölüm gibi ansızın beklenmedik bir anda karşımıza çıkıverir. Gelir ,gelmez derler ama gelir..


(explosions in the sky-let me back in )

17 Mart 2016 Perşembe

Total Eclipse - O güneşler ki en derin denizlerde yıkanır.-

Yazmıyorum .Konuşmuyorum isyan etmiyorum. Şikayet etmiyorum. Bu toplumu bu hale bizler getirdik .Bizler ve sizler . Ayrımcılık . Her türlü ben'cillik ve dahası sanattan uzaklaşan değil başkasını kendini bile anlamlandıramayan amacı olmayan ve bu yüzden çözümü olmayacak mecraalarda arayan insanlar yumağı haline geldik .

Halbuki sanat'a daha çok vakit ayıran bireyler olsaydık . Hem empati yapabilirdik hem sempatik olabilirDİK. Daha çok sevgi olurdu hayatımızda karşımızdakini önce dinlemeyi öğrenirdik kavga etmeden tartışmayı . İnsan gibi yaşamayı öğrenirDİK. 


" Benden uzɑk olsun ɑrtık bu boş inɑnlɑr, bu eski bedenler, bu eşler ve bu yɑşɑnmış yıllɑr. Kɑrɑyɑ vurmuş bir çɑğdır bu çɑğ!  "
                                                                                                  Arthur Rimbaud 
                     
          
             Bu yüzden isyan etmiyorum size her şeye ve herkese rağmen SANAT diyorum ve  size bir film yazısıyla baş başa bırakıyorum .

1995 yapım olan  Yönetmenliğini Agnieszka Holland 'ın yaptığı , Total Eclipse 'de  Rimbaud 'u çiçeği burnunda Oscarlı oyuncu Leonardo ile Verlaine karakterini canlandıran David Thewlis üstleniyor. Açıkcası ben ilk olarak filmden haberim Leo sayesinde olmuştu daha sonraları izlenilecek listesinde beklemeye almıştım ama  Rimbaud araştırmaları sayesinde tekrardan su yüzüne çıkmayı başardı . Film iki şairin birbirine duyduğunu aşkı anlatıyor evet eş-cinsel bir aşk ve evet günümüz aşklarına taş çıkartacak cinsden şairana bir aşk .. Bu sene Oscar'a aday olan Carol gibi zorlama  bir aşktan söz etmiyoruz   Carol filminde hadi bir eşcinsel filmi yapalım denilerek zorlama ögelerle yapılmış diğerinde ise bir yaşanmışlık var ve tabiki dahası  Rimbaud ve Verlaine şiirleri var elbette Carol ' ile kıyaslamak mümkün değil ama benim demek istediğim olay sadece şiirde değil siz bir film çekiyorsanız eğer  eş-cinsel aşk ile eşcinsel olmayan aşkı bir tutamazsınız. Zira eşcinsel aşk'ta her şey herkesin bildiği aşk gibi ilerlemez. Dış görünüşüne ya da hareketlerine değil  onun içine aşık olursunuz  . Filmini çekerken de Carol 'daki gibi yok Carol 'un sarı saçlarına yok  narin duruşuna o zarif elbiselerine odaklamazsınız kamerayı , kafasına odaklarsınız kafasının içindekilere  öyle popüler kültürdeki gibi kolay değildir yani  Total Eclipse'nin senaristi Christopher Hampton bunun farkına vararak bir senaryo örgüsü yaratmış bunu izlerken fark ediyorsunuz. Leo 'nun henüz oyunculuğun başında olmasının verdiği toyluğuna ve abartısına rağmen , yönetmenin bazı kısımları tam olarak toparlayamamasına rağmen senaryonun kuvvetliliği sayesinde 100 dakikanın nasıl geçtiğini anlamıyorsanız özellikle bohem dünyasını merak ediyor  ilgi duyuyorsanız bu sizin için mükemmel bir başlangıç olabilir. 

Total Eclipse , bize Tutkunun Şairleri olarak çevrilmiş her zamanki saçma çevirilerden biri bence özellikle finalini düşündüğümüzde  Total Eclipse olarak çevrilse çok daha anlamlı olurdu .

Bir de şuna değinmeden edemeyeceğim . Bir şehir efsanesi dolaşıyor yok rimbaud kısa dönem şiir yazmış yok Habeşistana gidince şiir yazmayı bırakmış falan. O işler öyle olmuyor arkadaşlar inanmayın siz ona sanat özellikle de şiir nerede bir güzellik görse insanoğlu , hop orada bitiverir. İstemeden de olsa kafanda belirir kelimeler buna engel olamazsın hele ki Rimbaud gibi derin bir şairse illaki yazdığı yazmasa bile okuduğu zihninde tuttuğı şiirler düşünceler varmıştır ama malesef ki bize ulaşamamış bu tüm edebiyat dünyası için bence bir kayıptır .. 


(Total Eclipse -trailer )



R :  Matildanın Ruhunu sevmiyor musun?
V : Bence ruhu sevmek vücudunu
sevmek kadar önemli değil.
V :Ne de olsa ruh ölümsüzdür.
(öyle mi acabaaa ?? )



R : Ve dünyayı fethetme isteğimin
nereye vardığını gördüm.
V: Peki nereye vardı?
R : Buraya.
R: Evrensel deneyimler arayışım
beni buraya getirdi.
R: Boş ve amaçsız.



R : Geri gel. Paul beni terk etme...
Tanrım sadece şakaydı.




V : Beni terk etme Arthur lütfen .. Vur beni .




Her zaman güneşe doğru yola çıkması
gerektiğinden söz ediyordu.
Güneşi onu iyileştirecekti.



R   : Her zaman mutluyduk.
V   : Her zaman.
R   :Buldum.
V   :Neyi?
R   :Sonsuzluğu...
R   :Deniz'le karışık bir güneşmiş aslında...



11 Mart 2016 Cuma

İnsanlar O Kadar Kötüydü Ki , Kimse Kalkmadı Mezarından.

Size başka şeylerden bahsedecektim aslında o fotoğrafı görmeseydim...
Çoğu insanın aklına fotoğraf deyince güzel şeyler gelir , tadlış bebekler komik hayvanlar , görkemli çiçek böcek ağaçlar ,manzaralar , yakışıklı erkekler güzel kadınlar veya kendi fotoğrafınız ..
Ama benim günlerdir fotoğraf denilince aklıma sadece ; parçalanmış bağırsaklar kopmuş uzuvlar ve dağılmış bir surat geliyor .. Kısacası savaşın fotoğrafı geliyor !

Tanıdık vasıtasıyla doğudaki operasyonların medyaya yansımayan kısımlarının fotoğraflarını gördüm . Gördüğüm fotoğraftaki insan kimdi bilmiyorum şehidimiz miydi terörist miydi inanın fotoğrafı gördükten sonra sormak aklıma bile gelmedi ölen neticede insandı .

 Bir insanı öldüren diğer insan tarafından çekilmiş bak işte ben bunu öldürdüm diyerek gurur duyulan bir fotoğraf . 
Gözyaşlarım için bence yeterli bir sebepti . Bana bir kazayla ,eceliyle veya herhangi bir  haklı "sebepten" dolayı ölmüş 100'lerce fotoğraf gösterebilirsiniz asla bu kadar etkilenmem neticede ölüm kabullenmemiz gereken bir gerçek ama savaş öyle değil . 
Hele ki bu savaşta ne için öldüğünü bile bileyen onlarca genç ölüyorsa hatta bir hiç uğruna ölüyorsa asla kabul edilebilir değil .. 

Ama elimizden de gelen bir şey yok siyaset denilen  oyun alanın biz milli iradeyi oluşturan halk olarak bir satranç tahtasındaki ŞAH 'tan başka bir şey ifade etmiyoruz. Değerliyiz sonucu belirleyiciyiz ama etrafımızda birer adım atabilmek dışında başka bir şey yapmıyoruz dahası çevremizde iyi kötü ne yapılırsa yapılsın bizim adımıza bizim için yapılıyor . 


Asıl belirleyici olan ,iktidar ise  her daim siyaset oyununda vezirleri olmuştur  Vezirler , şahın borusunun ötmesi gereken bir oyun alanında şahı koruma adına bütün yetkileri alır .Yapamayacağı hamle yok , bu yolda yapılmış ve yapılacak her şey şah için diyerek iyi kötü ne varsa her şeyi yapar istediği olmazsa savaşmaktan geri durmaz .Yeter ki istediği anlaşma yapılsın istediği hamleler atılsım.


Bu oyunda her şeyi kendi doğrularıyla yapan , belli çizgiler arasına çıkamayan sağ ve sol fil'lerde muhalefetin ta kendisini oluşturmaktadır. Asla bir vezir olamayacakken , vezir olma tutkusuyla sağdan sağa soldan sola yalpalaması bu yüzdendir .


 Kale  kim mi diye merak ediyorsunuz bundan bir 10 yıl önce bu yazıyı yazsam ordumuz için kale diyebilirdim ama şuan at olduğu gerçeğini görmemek için kör olmak gerekiyor. Güvenilir kaleleri korumak için sadık atlara ihtiyaç vardır her an hazır ve nazır olan ama her yere de gidemeyecek sınırlar koyabileceğimiz sadık atlar .. 


Piyonlar  .. Bir satranç tahtasında kaç adet olduğunu bile bilmediğimiz kaybettiğimizde nasılsa birden çok var diyebildiğimiz yegane piyonlarımız , yegane askeri , bilim ,sanat kültür alanında verdiğimiz şehitlerimiz. Kaçını hatırlarız kaçının isimlerini biliriz .Tek amacı ülkesindeki gençleri aydınlatmak olan tek amacı ülkesini korumak olan o insanları bir piyon gibi harcarken hiç düşünmeyen vezirlerin ta kendisidir hem de şah için yaparlar bunu . 


İyi ama Kale kim ? Kaleler güvenilirdir . Güven kelimesinin anlamının yitirildiği bir toplumda güvenilir kaleler inşa etmekse  kolay değildir çünkü  Güven zor bulunur ama çabuk kaybedilir ama olmazsa olmazıdır insanın . Aynı satranç tahtasındaki kaleler gibi  . 



Evet siyaset denilen kirli oyun satranca benzer ama Böylesine  siyasi bir  oyunda en usta satranç oyuncusu bile başarılı olamaz .

Bütün düzenbazlıkları kullansanız yine de Siyasetin  kirli oyunları yenilirsiniz ..
Düzen(?) kendi kazanır ,statüko kazanır. 



Milan Kundera'ya o kadar çok hak veriyorum ki o kutlu gün sonunda asla bir daha bu insanların yüzüne bakmayacağım  . 

" Dünya(*İNSANLAR) o kadar çirkindi ki , kimse kalkmadı mezarından " 

*Dünya değil İnsanlar kötüdür .Bu dünya muhteşem güzelliktedir ama insanlarsız.. 




8 Mart 2016 Salı

...MAVİ YAZ AKŞAMLARI ... (Rimbaud)



...MAVİ YAZ AKŞAMI ..

- özlem-

Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar; 
Başakları devşirip otları ezeceğim, 
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgar. 

Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen düş 
Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu, 
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş 
Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu.



*Arthur Rimbaud
*(Çeviren:Erdoğan Alkan) 



- duyum -

Mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,
Gideceğim, sürtüne sürtüne buğdaylara: 
Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların, 
Yıkasın bırakacağım başımı rüzgâra!

Ne bir şey düşünecek, ne bir lâf edeceğim. 
Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi; 
Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim, 
Mutlu, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.


*Arthur Rimbaud
*(Çeviren : Orhan Veli )

6 Mart 2016 Pazar

Anket MiMİ VE Kişisel Blog Yazarlığı MiMi

Hazır keyfim de yerindeyken iki mimi aradan çıkartayım istedim :) 

Daha önce nerede rastladığımı bile unuttuğum ama yapayım diye taslaklara kaydettiğim bir mim vardı önce onu cevaplayayım  dileyen herkes cevaplayabilir  şimdiden herkeşleri mimliyorum :)

Bu" anket mimi" biraz nostaljik geldi bana ilk okulda anket defterleri olurdu genelde biz kızların onlara benzettim o yüzden hoşuma gitti 


1-Burçlara inanıyor musunuz? Burcunuz nedir?

Astronomi 'ye ilgi duyan her birey gibi astrolojiye inanmıyorum ama yine de bazı denk gelen özellikler olmuyor değil , burcum yengeç sanırım yengeçler fazla anaç oluyorlarmış bu fazlasıyla ben de var :D 

2. Hangi Şehirde yaşamak isterdin ? 
Antalya'dan daha güzel şehir gösterin tamam derim ama gösteremezsiniz Antalya 'da yaşamak isterim belki de yaşarım kimbilir :) 

3. Sevdiğiniz renk?
Deli Kırmızı'yı sever

4.Sevdiğiniz yemek ?
Yemek seçen biri değilim ama kereviz ve enginar arkadaşlarım bana uzak sevenlerine yakın olursa memnun kalırım 

5. İlerde çocuğunuz olursa adı ne olsun istersiniz ? 
Sevgi Ve Barış  isimlerinden daha güzel bir isim bilemiyorum

6. Yakın çevrenizdekilerin siz de sevdiği özelliğiniz ? 
Hiç bilemedim ki ne olabilir , biraz kendine beğenmiş bir soru acaba bu :D 

7.Sizin, Yakın çevrenizdekilerde  sevdiğiniz özellik ?
Gerçekten yakın çevremdeyse o kişilerin ortak özelliği sanırım  dürüst ve samimi olmasıdır 

8.Yakın çevrenizdekilerin  size söylediği ve sizin bundan hoşnut kalmadığınız özelliğiniz ? 
İnsanların sürekli beni hasta veya halsiz sanmaları hastalıklara alerjisi olan biri olarak sinirime dokunuyor 

- Benzin sararmış ,Hasta mısın ? 
-Hayır ten rengim böyle .

9.Anket sahibi hakkında sevdiğiniz ve sevmediğiniz özellik ?
Yaa o kadar çok uzun süre oldu ki bu anketi nerde gördüm hangi blogger 'dı inanın hatırlamıyorum ,üzgünüm >_<


Eveeet anket mimi bittiğine göre kişisel mime geçebiliriz gerçi anket mimi daha kişisel sanki ama neyse :D 

1) Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan bahsediyor musunuz?
Hayır hiçbir zaman bilen kimse olmadı , çoğu yazdığım şeyi değil yakın çevremle paylaşmak bloğumda bile paylaşmıyorum . Sanat kendim içindir  :P 

2) Neden blog yazıyorsunuz?
Yazma maceram ilkokul 2'lere dayanır İlkokulda yazı yazmayı öğrendiğimden beri bir şeyler yazarım . Sürekli yazarım bir kısmını paylaşırım ama neden yazdığımı daha doğrusu neden burada paylaştığımı bilmiyorum zira yazdığım bir çok şeyi düşündüğüm şekilde tam olarak yansıtabildiğime emin değilim bu yüzden okuyucunun ya da dinleyicinin beni tam olarak anlayabileceğini sanmıyorum ama neticede herkeste vardır anlaşılma çabası yazıyoruz işte biz de iyi kötü 

3) İlk yazınız ve son yazınız arasında nasıl bir fark var?
Burası için konuşursam yok diyebilirim ama bundan önceki blogda biraz daha siyasi yazılar biraz daha düşünce yazıları ağırlıklıydı 

4) Blog yazmak normal yaşantınıza ne kattı?
Kişisel gelişim denen illet bir hastalığım var sürekli dinamizm halinde nereden ne öğrensem diye bakıyorum hatta bazen yahu mariposa gece olmuş 2 senin bunlarla işin ne desem de merakıma yenik düşüyorum işte tam bu anlarda   bloglar benim ışığım oluyor .

5) Yakın arkadaşlarınıza blog yazmalarını önerir misiniz?
Blogumdan haberleri yok ki hatta yakın çevremin bloggerlıktan haberleri olduğunu bile sanmıyorum 

6) Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?
Hayat Ağacı bloğundasınız tabiki Hayat'ın ta kendisi ilhamım :) 

7) Diğer blog sahipleriyle iyi iletişim kuruyor musunuz?
Eğer iletişim kurmak istiyorsam ne yapar eder iletişim kurarım gerçek hayatta da bloglar arasında da böyle o yüzden iletişim sıkıntım bence yok :) 

8) Şikayetçi olduğunuz konular var mı?
Sürekli Şikayet eden tipler vardır çok sinir oluyorum ben öyle biri değilim sinir olurum ama şikayet etmem . O yüzden bloggerda da şikayetçi olduğum bir konu yok hatta iyi ki vaaar ! Blogger sayesinde bir çok güzel dostluklar bir çok yeni bilgi ediniyorum dahası kafamın içindekilerin bir kısmını döküp hafifletebiliyorumm :) 





                                                 (Leonard Cohen - Take this waltz)



5 Mart 2016 Cumartesi

Büyüklere Masallar 9*)



<Miyesyer abla nerde ? 
> Yolculuğa çıktı o 

<Aa tek başına mı , hasta değil miydi ? 
>Hastaydı da geçmiştir artık 

<Ee olsun sizlerden biri de gideydi yanına 
>Çok istedikte tek başıma gitcem diye tutturdu .

<Yalnız kalmasa iyiydi , haberleşiyorsunuzdur gerçi?
>Nerdeee , telefonunu falan bırakmış evde 

<Yok canım , Allah allah neden öyle yaptı ki durduk yere 
>Biz de anlamadık ki durduk yere gidesi tuttu demek ki  

<Öyle canım gidene dur denmiyor ,dense de durmuyor ee nasıl haberleşiyorsunuz 
>Haberleşemiyoruz

<Nasıl ayol bu devir de koca kadınla haberleşmemek ne demek bir şey gelmesin başına
>Gelmez gelmez rahatı yerindedir onun 

<Kız nasıl gelmez düne kadar hasta değil miydi bu kadın 
>Öyleydi ama iyileşmiştir dedim ya 

<Hiç anlamadım ben bu işi keşke biriniz yanında gideydi 
>Keşke gideydik gidebilseydik ama habersiz gitti 

<Habersiz , telefonsuz ,tek başına nereye gitti yahu bu kadın 
>Cennet'e..



(m83-wait )

4 Mart 2016 Cuma

bak bütün gençler uyuyor! - Gerard De Nerval-



Serenat 

-anne hoş bir şarkı duydum!
 -yanındayım korkma yavrum 
kötü bir düş görmüşsün sen, 
uyu güzelim, bebeğim 
-duyuyorum anneciğim
 bu ses geliyor göklerden!.. 

-ateşin çıkacak yine 
-duyduğum şarkılar anne
 gittikçe yakinlaşıyor 
-rüyaların yalanı bu... 
hastasın cocuğum uyu
 bak bütün gençler uyuyor!

 -o oğlanlardan bana ne? 
ben bir buluttayım anne
 hoşça kal hoşça kal dünya!
 meleklerin sesi bunlar
 duyduğum tuhaf şarkılar 
götürür beni tanrıya.
*Gerard De Nerval
*Çeviren : Erdoğan Alkan

2 Mart 2016 Çarşamba

İşsizlere Tavsiye Veremem Ama...




Çoğu yazım ekonomi üzerinde temelleniyor sanki onu farkettim halbuki ekonomi konularını hiç sevmem (ama bu takip etmeyeceğim anlamına gelmiyor sevmediğimiz bir çok şeyi yapıyoruz neticede ) parayı da  parayı seven insanı da çok sevmem hatta neyse konumuz bu değil :) olumlama yazıları çok hoşuma gitti bu yüzden bugün "işsizlere olumlama " yazısı yazacağım . 

Merhaba Sevgili işsiz arkadaşım işsiz diyorsun beni nitelyorsun deme işsiz diyerek seni yüceltiyorum nasıl yüceltme bu diyorsun haklısın anlatayım.

Mö 5 yy 'da kral giges döneminde lidyalılar bütün dünyaya bela olacak parayı bulduklarında paranın bütün dünyanın hakimi olacağını elbette bilmiyorlardı bilselerdi de değişen bir şey olmazdı o ayrı tabi  .. Evet para denen illet  Bu dünyaya para hakim doğru parasızsan seni insan yerine koyan olmuyor o da doğru bir yere oturup çay bile içemiyorsun sevgilin varsa buluşalım diyemiyorsun  ihtiyaçlarını erteliyorsun gibi gibi bir çok    Klişeler var onları koy bi kenara  bu gerçekleri kimse red etmiyor ama  dinle beni bir kere 

Sen işsizsin çünkü bu bir tercih (gülmeeyinn ) eğer illaki para kazanmak isteseydin yapabileceğin çok fazla iş mevcut kasiyer olursun tezgahtar olursun pazarcı olursun hadi hiçbirini olamadın hamal olursun ( asla bu meslekleri küçümsemiyorum ülkemiz hali hazırda bunları olabilmek için üniversite mezunu olmak gerekmiyor o açıdan örnek verdim ) ama yine de iş sahibi olursun kendi ihtiyaçlarını giderecek parayı bulursun mühim olan senin kendine yakıştırdığın kendi istediğin işi yapabilmek ve sen bunu başarıncaya kadar işsizsin yani buradan çıkarımımız ne sonsuza kadar işsiz değilsin yahu çıkart üstündeki deprasyon ceketini de beni dinle :)

Bir kere Bu kapitalist sistemin insana
"çok çalış çok harca "  anlayışını dayattığı şu günlerde sen sadece duruşunla bile pasif direniş gösteriyorsun bunun zevkini çıkarsın

İş arama dışında kendine ayırdığın vakitlerde düzenin gerektirdiği mekanlara gitmek yerine doğaya karışırsın dağ ova tarla bahçe bilemedin parka gider küçük yürüyüşler yaparsın zamanında  ne demiş Orhan Veli "hava su bedava .." su bedava değil gerçi ama hava hala bedavayken tadını çıkarır , üretmeden tüketmenin ne lanet bir şey olduğunu fark eder üretmenin ne kadar heyecan verici olduğunu anlarsın.

İşsizsen paran yoktur cep telefonuna liracık alamazsın alamadığın için internete olan bağlılığın azalır hayata olan  algın açılır . Kendine ayıracak çok daha fazla vaktin olur

Yine telefonda konuşma veya mesajlaşma hakkın olmadığı için sevdiceğinle yüz yüze görüşmeniz gerekir ki bu birbirinizi iyi tanımanızı sağlar çünkü parasız olduğunuz için dışarda buluşamaz evde buluşur veyahut yukarıda saydığım gibi doğayla iç içe olduğunuz bir yere gitmeniz gerekir


İşsizsiniz diyorum ne arabası toplu taşımayı bile nadir kullanmanı gerekir bu da daha fazla yüreceğiniz anlamına gelir hem yürümek kadar güzel bir spor var mı sorarım size hem paranız cebinizde kalıyor hem de formda kalıyorsunuz

Öyle dışardan yemek yemesi değil artık işsizseniz kendiniz yemek yapmasını öğrenmeniz lazım eve bir faydanız dokunsun değil mi ilerde eşinizi veya şuan eşinizi sevindirmenin daha güzel bir yolu olamaz

Sevdiklerinize özel günlerde Pahalı hediyeler alamazsınız dolayısıyla el yapımı bir şeyler üretirsiniz bu da hem el becerinizi hem de zihninizi geliştirir.


Sinema tiyatro ve diğer sosyal aktivetelere katılamadığınız için ağlıyor musunuz bakayım silin çabuk o gözyaşlarınızı ya da durun kalsın o gözyaşı orda  şimdi anlatacağım yöntemle alıp izleyeceğiniz film için bekletin (işsizsiniz diyorum gözyaşından tasarruf edin bir göz yaşı damlası ne kadar haberiniz yok herhalde ) henüz internetin bu kadar yaygınlaşmadığı dönemde , torrent'ın olmadığı zamanlarda insanlar filmleri kiralıyordu hem de oldukça cüzi miktarlara hatta film kitap ikilisinin olduğu bi yerde değiş tokuş yaparak bedavaya bile izleyebiliriz . Kültürel anlamda geri kalmak yook


Eveeet daha uzatabiliriz olumlamaları ama Toplu istifalara sebep olmadan susayım en iyisi ben :D

Demek istediğim   işsizlik sizin sonunuz değildir mühim olan iş bulana kadar olan o sürede moralinizi  yüksk tutup hayat enerjinizi düşürmemek elbet sizin de işiniz aşınız olacak şansınız bahtınız açık olsun işsiz kardeşlerim .


                                                     
  (Guns N ' Roses- Paradise City)

1 Mart 2016 Salı

Oscar Ve Diğerleri


Oscar ödülleri için her yıl 130 milyon dolar harcanıyor.






Makedonya Sınır kapısı tekradan kapandı. 







...yorum sizin ...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...